(6183 S. K. m. 1, 2, 3, 70) (2004 S. K. m. 82) (506 S. K. m. 80)
Dava: Merci kararının müddeti içinde temiyzen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine, bu işle ilgii dosya mahallinden daireye 03.07.1995 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun'un 1. maddesinde; Kanun kapsamı belirtilmiş;, 2. maddesinde muhtelif kanunlarda Tahsili Emval Kanunu'na göre tahsil edileceği bildirilen her çeşit alacaklar hakkında da bu kanun hükümlerinin tatbik edileceği kabul edilmiştir. 3. maddesinde ise; amme alacağı teriminin, 1 ve 2. maddeler kapsamına giren alacakları ifade ettiği açıklanmıştır.
Anılan kanunun haczedilmeyen mallar başlığını taşıyan 70/1. maddesini değiştiren 3986 sayılı Kanun'un 16. maddesinde mahalli idarelerin mallarının haczedilebileceği kabul edilmiştir. Bu hüküm amme alacaklarının cebren tahsilinde uygulanır.
3917 sayılı Kanun'un geçici 79. maddesinde; bu Kanunun 1. maddesinde sözü edilen yönetmelik yürürlüğe girinceye kadar açılmış olan icra takipleri önceki hükümlere göre sonuçlandırılır denilmektedir. Yönetmelik ise, 01.10.1994 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Somut olayda, İİK'nun hükümlerine göre takip yapılmıştır. Uyuşmazlığın da bu kanun hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 6183 sayılı Kanun'un değişik 70. maddesinin uygulama olanağı yoktur. İİK'nun 82. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendi değiştirilmemiştir.
Bu durumda mercice haczedilen taşınmazların niteliğine göre kendiliğinden kamuya tahsisli olup olmadığı ilkesine göre ihtilafın çözümlenmesi gerekir. İncelenen tapu kaydına göre, mahcuz taşınmazların kendiliğinden kamuya tahsisi olduğu anlaşıldığına göre, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazıl gerekçe ile reddi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazının kabulü ile merci kararının yukarıda yazılı nedenle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 12.09.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy