(1086 S. K. m. 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) (7201 S. K. m. 11, 32) (2004 S. K. m. 16, 62) (1136 S. K. m. 41)
Dava: Merci kararının müddedi içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 23.1.1997 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: İcra takibinin dayanağı ilamda, borçlu B.S.'nin vekille temsil edildiği görülmektedir. Avukatlık Kanunu'nun 41, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. ve HUMK. 61-68. maddeleri gereğince icra emrinin vekile çıkarılması gerekir. İcra emrinin asıla çıkarılması sureti ile, icra müdürünün anılan yasa hükümlerine aykırı bir işleminin bulunduğu açıktır. Şikayetçi vekilinin, şikayetle birlikte esasa yönelik itirazlarını da bildirme zorunluluğu yoktur. Nitekim şikayetçi vekili sadece, icra emrinin borçlunun ilamda yazılı vekiline çıkarılmadığı için iptalini şikayet yolu ile merciden talep etmekle yetinmiştir. Yasaya aykırı bu işlem iptal edildikten ve yeniden icra emri tebliğ edilmesinden sonra borçlu vekili esasla ilgili itirazlarını bildirebilir. Vekile çıkarılmış ve usule aykırı yapılmış bir tebligat bulunmadığı için (usulsüz tebliğ) ile ilgili 7201 Sayılı Kanunun 32. maddesinin de olayda uygulama yeri yoktur. Bu durumda şikayetin kabulüne ve icra emrinin iptaline karar verilmesi gerekirken, olayla ilgisi bulunmayan gerekçelerle reddi isabetsizdir.
Sonuç: Şikayetçi vekilinin temyiz isteminin kabulü ile merci kararının yukarıda yazılı nedenle İİK. 366. ve HUMK. 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 19.02.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy