(1086 S. K. m. 7) (2004 S. K. m. 16)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine, bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye 20.4.1998 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Taşınmazlar borçlu adına tapuda kayıtlı olduğu sırada haczedilmiştir. Tapu kaydının iptali ve şikayetçi adına tesciline dair ilamda, hacizlerin fekkine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Alacaklı banka da davada taraf değildir. Mahkemece verilen tedbir kararında ise taşınmazların 3. kişilere devredilmemesi öngörülmüş olup, hacze engel değildir. 3. kişinin haczin fekki için dava açmakta muhtar olmak üzere şikayetin reddine karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü isabetsizdir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile merci kararının yukarıda yazılı nedenle İİK'nin 366. ve HUMK'nin 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 5.5.1998 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY: P. Bank A.Ş. tarafından, G.Ç. İnşaat Ticaret Sanayi Ltd.Şti. hakkında 14.1.1993 tarihinde yapılan takip nedeniyle adı geçen borçlu şirket adına kayıtlı 843 ve 221 parsel nolu taşınmazlara 29.1.1993 tarihinde haciz konmuştur.
3. kişi B.H., Ç.İ. Sanayi Ticaret A.Ş. vekili, 8.7.1996 tarihinde icra müdürlüğüne yaptığı başvuruda; haciz konulan taşınmazlar hakkında, icra takibinden ve haczin konulmasından önce 16.9.1991 tarihinde borçlu şirket hakkında tapu iptali ve tescil davası açtığını ve sözü edilen taşınmazların devrine engel olmak için aynı tarihte ihtiyati tedbir koydurduğunun yargılama sonunda da bu iki parsel ve diğer 5 parça parsel hakkında borçlu tapularının iptali ile müvekkili şirket adına tesciline karar verildiğini belirterek hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini ister. İcra müdürlüğünün, istemin reddine ilişkin kararına yönelik şikayet, tetkik merciince kabul edilerek hacizlerin fekkine karar verilir.
Alacaklı vekilinin temyizi üzerine Dairemiz;
Tapu kaydının iptali ile şikayetçi adına tescile dair ilamda hacizlerin fekkine dair hüküm bulunmadığı, tedbir kararının hacze engel olmadığı, alacaklı bankanın da davada taraf olmadığından ve 3. kişinin haczin fekki için dava açmakta muhtar olmak üzere şikayetin reddine karar verilmek gerektiğinden bahisle merci kararını bozmuştur.
Taşınmazların borçlu adına tescilli bulunduğu sırada alacaklının yaptığı takip ile tapu kaydına, haciz konulmuş ise de; taşınmazda borçlunun mülkiyet hakkı bulunmadığı ve gerçek hak sahibinin müşteki 3. kişinin olduğu tapu iptali ve tescil davası sonunda verilen karardan anlaşılmıştır. Bu duruda davadan sonra yapılan icra takibinde konulan haczin, hukuken geçerliliği kalmayacağından kaldırılması gerekir.
Tapu iptali ve tescil davası açıldığı sırada taşınmazlar üzerinde haciz ulunmadığından, olmayan haczin kaldırılması elbette istenemezdi. Tapu iptali ve tescil kararında; hacizlerin fekkine dair bir hüküm bulunmadı şeklindeki Daire bozması gerekçesinin, bu bakımdan bir anlamı yoktur. Takip alacaklısının bu davada taraf olmaması da çok doğaldır. Çünkü bankanın haciz konusu taşınmazlarla bir mülkiyet ilişkisi bulunmamaktadır.
3. kişinin haciz kayıtlarının iptali için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açtığı dava, icra memurluğu kararlarına karşı tetkik mercine başvurulması gerektiğinden bahisle red edilmiştir.
İcra takibinde konulan hacizlerle ilgili şikayetleri inceleme ve sonuçlandırma, öncelikle tetkik merciinin görevi içerisindedir.
Nitekim Dairemiz, 5 yıllık süre içinde açılan satış vaadi davaları sonunda verilen tescil kararları nedeniyle, bu kararlarda haczin kaldırılmasına dair bir hüküm bulunmadığı halde, konmuş olan hacizlerin kaldırılması gerektiğini kabul etmekte, bu yolda verilen merci kararlarını onamaktadır (12. H.D. 12.10.1993 tarih ve 1993/11102-15332 sayılı K. ve 12.H.D.18.5.1992 tarih, 1992/5232-6816, H.G.K. 1997/15-461 K., 24.9.1997 T.)
Yukarıda açıklanan gerekçeler karşısında merci kararının onanması görüşünde olduğumdan, bozulması şeklinde oluşan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy