(2004 S. K. m. 97, 97/A)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki Alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 9.6.2000 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Alacaklı takip dayanağı senede istinaden keşideci Hacı Gürbüz hakkında takip yapmıştır. Kambiyo senetlerine mahsus genel haciz yolu ile yapılan takibin kesinleşmesi üzerine 11.5.1998 tarihinde tapuda borçlu Hacı Gürbüz adına kayıtlı 8418 parsel sayılı taşınmaz üzerine haciz konulmuştur. Kayseri Asliye Hukuk Hakimliğine 20.9.1998 tarihinde davacı Mustafa Gürbüz tarafından tapu tashihi davası açtığı ve sonuçlanan bu davada dosyası içindeki dava dilekçesi içeriğinde tapulama sırasında halk arasında Hacı olarak tanındığı için adının Hacı yazıldığı doğum tarihinin 1938 olduğu, asıl adının Mustafa olduğundan bahisle tapulama sırasında tapuya yanlış yazılan isim ve doğum tarihinin düzeltilmesini istediği görülmüştür. Yapılan yargılama sonunda Hacı Gürbüzün Mustafa Gürbüz ile aynı şahıs olduğu keşif zaptında ve dinlenen tanık beyanları ile sabit olduğundan 30.11.l999 tarihinde mahkemece 8418 parselde kayıtlı taşınmazın malik hanesinde Hacı Gürbüzün isminin Mustafa, 1930 olan doğum tarihinin 1938 olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.
Müşteki Mustafa Gürbüz 14.7.1998 tarihinde merciye borçla bir ilgisinin olmadığını, oğlu Mustafa Gürbüzün borcu için kendi taşınmazı üzerine haciz konulduğundan bahisle hacizlerin kaldırılmasını talep etmiş, incelenen aile nüfus kayıt tablosunda müşteki Mustafa Gürbüzün 1.11.1967 doğum tarihli aynı ismi taşıyan oğlu olduğu görülmüş ise de yukarda açıklanan tapuda isim tashihi davası sırasında bizzat davacının Hacı Gürbüz isimli şahıs olduğu açıklanmış ve belirlenmiş olmakla takip borçlusunun müşteki olduğu tereddüte yer vermeyecek biçimde açıktır. Taşınmaz üzerinde istihkak iddiasında bulunmaya yasa hükümleri müsait değildir. Merciin bu açıklamalar ışığında şikayetin reddine karar vermesi gerekirken yazılı şekilde hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi isabetsiz olup merci kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile merci kararının yukarıda açıklanan nedenle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 27.06.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy