(2004 S. K. m. 366) (6762 S. K. m. 6, 707, 708, 726)
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mercii kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin borçlular vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 27.3.2000 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan mercii kararının İİK. nun 366 ve HUMK. nun 438. maddeleri uyarınca ONANMASINA, 1.370.000 TL. onama harcı peşin alındığından mahsubuna, bakiye 710.000 TL. harcın temyiz edenden alınmasına, 13.04.2000 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Takip konusu çekte keşide tarihi 31.1.1999 olarak gösterilmiştir. İbraz tarihi ise 29.12.1998'dir. Yani keşide tarihi olarak gösterilen tarihten önceki bir tarihtir. Çek, muhatap bankaya ibraz edilmiş, tedavüle çıkmıştır. O halde, çekte keşide tarihi olarak gösterilen 31.1.1999 tarihi gerçeği yansıtmamakta ve çekin daha önce keşide edildiğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla çek üzerindeki bu tarihin artık, ibraz süresi ve zamanaşımının hesabında esas alınması mümkün değildir. Aksi görüşün benimsenmesi, çeklerde vadeyi kabul etmek anlamına gelir.
Çeklerde ise vade olamaz. TTK. nun 707. maddesinin çek görüldüğünde ödenir, buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir. Keşide günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan bir çek, ibraz günü ödenir. şeklindeki hükmü çeklerde vade olamayacağını açıkça vurgulamaktadır.
İbraz tarihinden sonraki bir tarihi taşıyan ve gerçek keşide gününü göstermeyen tarihin, zamanaşımı süresinin tayininden esas alınması, TTK. nun 6. maddesinin, "Kanunda aksine hüküm olmadıkça ticari hükümleri koyan kanunlarla tayin olunan müruruzaman müddetleri mukavele ile değiştirilemez" emredici nitelikteki hükmüne de aykırılık teşkil eder.
Bir yandan çeki ibraz ederek alacağı istemek ve tahsil etmek hakkını kazanacaksınız yani alacak muaccel hale gelecek, diğer yandan ise ibraz süresi ve zamanaşımını işletmeye başlamayacaksınız. Bu bir çelişkidir. Yasa, çelişkiyi himaye eder şeklinde yorumlanamaz ve çeklerde vade kabul edilemez.
O halde, keşide tarihinin gerçeği yansıtmadığı ibraz suretiyle anlaşılan çeklerde, keşide tarihi, en geç ibraz günüdür. Bu tarihe TTK. nun 708. maddesinde öngörülen yasal ibraz süresi eklenerek bu sürenin bitiminden sonra, aynı yasanın 726. maddesinde belirtilen 6 aylık sürenin geçmesi ile çekin zamanaşımına uğradığının kabulü gerekir.
Mercie intikal eden somut olayda takibe 5.8.1999 tarihinde başlandığına ve ibrazın da 29.12.1998'de olduğuna göre 10 günlük ibraz süresinin eklenmesi ile dahi 6 aylık zamanaşımı süresi geçmiştir.
Mercii kararının bu nedenle bozulması gerekirken, onanması şeklinde oluşan çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy