(743 S. K. m. 581, 630)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı merci kararının bozulmasını mutazammın 25.1.2000 tarih ve 17337/718 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlular vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 24.4.2000 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: İştirak halinde mülkiyete konu olan taşınmazın tahliyesi için M.K.nun 630. maddesi uyarnca tüm iştirakçilerin takibe ve davaya katılmaları gerekir. Bu koşullar birlikte dava açma ve takip yapma şeklinde gerçekleşebileceği gibi bir ortak tarafından açılan takip ve davaya sonradan muvafakat beyanlarının alınması ve buna ilişkin imzaları noterce tasdikli belgenin ibrazı suretiyle de sağlanır. İştirakli durumda bu temin edilemez ise MK.nun 581-630. maddeleri uyarınca miras şirketine mümessil tayini gereklidir. Dava ve takip hakkına ilişkin bu hususun resen gözetilmesi zorunludur. Ayrıca, iştirak halinde mülkiyette tüm ortaklarca yapılmayan sözleşmeler de geçersizdir. (Celal Erdoğan Tahliye ve Kira Tesbit Davaları Kitabi 1990 baskı Sahife 89)
Somut olayda; M.T.E.'ün 2.2.1974 tarihinde ölümlü ile taşınmazın mirasçıları S., M., M.ve Ş.'a kadığı, 31.7.1990 tarihinde ise mirasçılardan S. E.'ün vefatı ile geriye mirasçı olarak G.E., T.T.E.'ün bıraktığı, taşınmazda iştirak halinde mülkiyet durumunun bulunduu görülmektedir. P.G. ve T.T. tarafından alacaklı Ş.E.'e verilen vekaletnamede "taşınmazın kiraya verilmesi için vekil edenlerin yazılı onayı şart kılınmış" olup bu onayın verildiği de merciin değerlendirebileceği yasal biçimde kanıtlanmamıştır. Aksine adları geçen paydaşlar vekil Ş.E.'ü 12.4.1995 tarihli azilname ile azletmişler ve yargılama sürecinde itirazın kaldırılması ve tahliye taleplerinin bulunmadığını Ş.E .'ün bu husustaki işlemlerine onay vermediklerini bildirmişlerdir. Bunun dışında miras şirketine mümessil de tayin ettirilmemiştir. Alacaklı Ş.E.'ün vekaletnamede yetkisi olmadığı, paydaşlar G. ve T.T.'nun onayları bulunmadığı halde taşınmaz için kendi adına asaleten diğer malik mirasçıları temsilen borçlularla protokol başlıklı sözleşmesi vekalettenr azilden sonra 19.11.1996 tarihinde imzaladığından sözleşme geçersizdir. Alacaklının geçersiz bu sözleşmeye dayalı takip yapması yerinde olmadığı gibi iştirak halinde mülkiyette dava ve takip yapma hakkına ilişkin kurallara uymayan tüm paydaşlar adına acra takibi yapması, borçluların itiraz dilekçeleri ile vakeletten azilde de haberdar olmasına, diğer paydaşların açıkça izinleri bulunmamasına ramen yine tüm paydaşlar adına itirazın kaldırılması ve tahliye talebinde blunması yargılamayı ısrarala tüm paydaşlar adına sürdürmesi usulsuzdur.
Mercice dava ve takip hakı ile ilgili tüm bu olgular tartışılarak ve bir kısım iddiaların çözümünün yargılamayı gerektirdiğinden bahsedilerek ve HUMK.nun 74. maddesindeki taleple bağlılık ilkesine uyularak alacaklı isteminin reddine karar verilmiştir. Her ne kadar hüküm bölümünde görev yönünden reddine tabiri kullanılmış ise de görevli mahkemenin tayin edilmmesi, göndermeye ilişkin eibare bulunmaması ve karar gerekçesi karşısında HUMK. Hükümlerine uyun görevsizlik kararı mahiyeti olmadığından "görev" tabirinin kullanılması sonuca etkili görülmemiştir. Yukarda açıklanan durum karşısında merciin tarafların iddia ve savunmalarını eirdeleyerek sonuçta alacaklı istemini red etmesi doğru olduğundan kararın onanması gerekirken bozulduğu anlaşılmakla borçlular vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
Sonuç: Borçlular vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 25.1.2000 tarih 1999/17337 esas 200/718 karar sayılı bozma kararının kaldırılmasına sunuc doğru merci kararının yukarıda açıklanan nedenle İİK.366. ve HUMK.438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 2.080.000 lira onama harcı temyiz edenlerden alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 18.5.2000 gününde oyçokluğula karar verildi.
KARŞI OY
19.11.1996 tarihli kira sözleşmesine dayalı olarak 1998 yılı, 6,7,8,9 ve 10. aylar kiraları için aylık 1500 DM olmak üzere toplan 7500 DM. Karşılığı faizi ile birlikte 1.283.155.429 liranın tahsili ve tahliye istemli takip yapılmıştır.
İhtarlı ödeme emerine karşı kiracı borçlu İsmetler sayımlar 23.10.1998 tarihli dilekçesi ile icra dairesine yaptığı itirazda:
Maliklerden G.E. ile T.E.'ün dier paydaş Ş.E.'ü vekaletten azlettiklerini, Ş.E.'ün takip yapma yetkisi bulunmadığını, dayanak belgenin hasılat kirası olmadığnı, kira bedelinin istenemeyeceğini bildirmiştir.
Diğer borçlu O.M. ekilleri ise itirazında; Aynı iddiaları ileri sürmüş ayrıca müvekkilleri adi kefil olması nedeniyle kendisine müracaat edilmeyeceğini belirtmişlerdir.
Merci; dar yetkili mercide iddiaların incelenmesi mümkün olmadığından davanın görev yönünden reddine karar vermiştir.
Alacaklı vekilinin temyizi üzerine dairemiz, imzaları borçlular tarafından inkar edilmeyen dayanak, protokol başlı belge bir kira aktidr. bu durumda çekişmenin İİK.nun 269 ve sonraki maddelerine göre incelenmesi, itirazların, itirazın kaldırılması isteminin takip hukuku kuralları içerisinde değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir gerekçesi ile merci kararını oybirliği ile bozar.
Borçlular vekilinin karar düzeltme talebi üzerine daire bu kez;
İştirak halinde mülkiyette tüm iştirakçilerin takibe ve davay katılmaları gerekir. Tek ortak tarafından açılan takip ve davaya sonradan muvafakatın olması veya MK.nun 571-630. maddeleri gereğince miras şirketine mümessil tayini gereklidir. Paydaş Ş.E. tarafından yapılan kira sözleşmesine vekil edenlerin onay verdiği kanıtlanamadığı gibi sonradan bu kişiler tarafından vekaletten azil durumu vardır. Sözleşme geçersizdir. Geçersiz sözleşmeye göre takip yapılamaz, Merciin görevsizlik kararı itirazın kaldırılması isteğinin reddi anlamındadır. Diyerek bozmayı kaldırarak merci kararını oy çokluğu ile onar.
Karar düzeltme talebi üzerine verilen onama kararındaki çoğunluk görüşünde; Merciin verdiği görevsizlik kararının, görevsizlik kararı olmadığı, bunun itirazın kaldırılması isteminin reddi anlamında olduğu şeklindeki kabul bir zorlamadır. Yargıtay'ın, merci kararının niteliği değiştirme yetkisi yoktur. Bugüne kadarki daire uygulaması da bu tür kararların bozulması şeklinde olmuştur.
HUMK.nun 438. maddesinin 7 ve 9. fıkralarına göre kanunun uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığ takdirde, birde gerekçenin hatalı olması durumunda gerekçe değiştirilerek ve düzeltilerek onama yapılır. Yoksa verilen görevsizlik kararının niteliği değiştirilarak onama yapılamaz.
Bir an için çoğunluk görüşünde ileri sürdüğü gibi, merciin, görevsizlik kararının itirazın kaldırılmaı ve tahliye iteğinin reddi anlamında olduğu kabul edilse bile, merci kararı bu yönden de doğru değildir.
Şöyle ki;
Dayanak sözleşme, borçlular tarafından inkar edilmemeşi, imzaları kabul edilmiştir. Bozma kararında da açıklandığı gibi bu bir kira sözleşmesidir ve 1996 yılında yapılan bu sözleşmeye 1998 yılı 10. ayına kadar uyulmuştur. Sözleşmenin yapıldığı 19.11.1996 tarihinde G.E. ve T.T.E.'ün, Ş.E.'ü vekaletten azletme keyfiyeti adı geçene tebliğ edilmediği gibi, üçüncü kişiler açısından hüküm ifade edebilmesi için ilan da edilmemiştir. dolayısıyla yapılan kira sözleşmesi geçerlidir.
Kaldı ki, borçlular tarafından ibraz edilen ve imzaları noterce tasdik edilen takipten ve davaadn sonra verilen "makbuz" adlı belgede T.T.E. ve G.E., kira bedellerini 1 Mayıs 1998 den 31.Mart 1999 tarihli itibariyle kiracı İsmet Sayımlar'dan aldıklarını ve kira bedeli yönünden İ.S.'ı ira ettiklerini bildirdiklerine göre dayanak kira sözleşmesini ve borçlu İsmet'in kiracılık sıfatını kabul ettikleri ve kira sözleşmesine onay verdikleri ortaya çıkmaktadır. Bu olgular karşısında çoğunluk görüşünde ileri sürüldüğü gibi kira sözleşmesinin geçerli olmadığını kabul etmek mümkün değildir.
Talih Uyar'ın İcra İflas Kanunun adıl kitabının 5. cildinin 6793 sahifesinde de yayımlanan dairemizin 25.11.1996 taih ve 14478 esas, 14777 nolu kararında, "her bir mirasçının miras payı oranında kira parasının tahsili için takip hakkı var ise de iştirak halinde mülkiyete konu teşkil eden kiralananın tahliyesi için tüm iştirakçilerin takibe ve davaya katılmaları gerekir. Bu koşullar birlikte dava açma ve takip yapma şeklinde gerçekleşebileceği gibi bir ortak tarafından açılan takip ve davaya sonradan muvafakat beyanlarının alınması veya buna ilişkin imzaları noterce tasdikli belgenin ibrazı suretiyle de sağlanır. İştirak durumunda bu temin edilemezse MK.nun 581-630. maddeleri uyarınca miras şirketine mümessil tayin gereklidir, denmektedir.
Dairemizin yerleşik bu içtihadından da anlaşılacağı gibi her bir yapdaşanı miras payı oranında takip ypmasına ve itirazın kaldırılmasını istemesine yasal bir engel ulunmamaktadır. Takip yapan Ş.E., mirasçı olduğuna göre en azından kendi payı için takip yapabilir. Tahliye iteme konusuna gelince; Diğer mirasçıların takibe katılmaları ve onayı temin edilemezse miras şirketine mümessil tayini için mehi verilerek takie ve davaya devamı gereklidir. Bu hususlar gerçekleştirilmeden eksik inceleme ile sonuca gidilmesi de doğru değildir.
Yukarda açıkalanan nedenlerden dolayı karar düzeltme isteminin reddi gerekirken kabulü ile merci kararının onanması şeklinde oluşan çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy