(6762 S. K. m. 726) (2004 S. K. m. 19)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki Alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 12.5.2000 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Çekin keşide tarihi 16.5.1999 olup, yasal ibraz süresinin bitim tarihi olan 26.5.1999 tarihinden itibaren TTK. nun 726. maddesinde öngörülen 6 aylık zamanaşımı süresi 27.11.1999 Cumartesi günü akşamı dolmaktadır. İİK. nun 19. maddesi uyarınca bir müddetin sonuncu günü resmi tatil gününe rastlarsa müddet tatili takip eden günde biter. Somut olayda alacaklı 29.11.1999 tarihinde takip, resmi tatil gününü takip eden günde yapılmıştır. Zamanaşımı süresi dolmamıştır. Mercice borçlu itirazının reddine karar verilmek gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile merci kararının yukarıda yazılı nedenle İİK. nun 366. ve HUMK. nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA 30.05.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı Oy Yazısı:
Takip konusu çekte keşide tarihi 16.5.1999 olarak gösterilmiştir. İbraz tarihi ise 25.1.1999'dur. Yani keşide tarihi olarak gösterilen tarihten önceki bir tarihtir. Çek muhatap bankaya ibraz edilmiş, tedavüle çıkmıştır. O halde, çekte keşide tarihi olarak gösterilen 16.5.1999 tarihi gerçeği yansıtmamakta ve çekin daha önce keşide edildiğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla çek üzerindeki bu tarihin artık, ibraz süresi ve zamanaşımının hesabında esas alınması mümkün değildir.
Aksi görüşün benimsenmesi, çeklerde vadeyi kabul etmek anlamına gelir. Çeklerde ise vade olamaz. TTK. nun 707. maddesinin çek görüldüğünde ödenir buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir. Keşide günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan bir çek, ibraz günü ödenir şeklindeki hükmü çeklerde vade olamayacağını açıkça vurgulamaktadır.
İbraz tarihinden sonraki bir tarihi taşıyan ve gerçek keşide gününü göstermeyen tarihin, zamanaşımı süresinin tayininde esas alınması, TTK. nun 6. maddesinin, kanunda aksine hüküm olmadıkça ticari hükümler koyan kanunlarla tayin olunan müruruzaman müddetleri mukavele ile değiştirilemez emredici nitelikteki hükmüne de aykırılık teşkil eder.
Bir yandan çeki ibraz ederek alacağı istemek ve tahsil etmek hakkını kazanacaksınız yani alacak muaccel hale gelecek, diğer yandan ise ibraz süresi ve zamanaşımını işletmeye başlamayacaksınız. Bu bir çelişkidir. Yasa, çelişkiyi himaye eder şeklinde yorumlanamaz ve çeklerde vade kabul edilemez.
O halde, keşide tarihinin gerçeği yansıtmadığı ibraz suretiyle anlaşılan çeklerde, keşide tarihi, en geç ibraz günüdür. Bu tarihe TTK. nun 708. maddesinde öngörülen yasal ibraz süresi eklenerek bu sürenin bitiminden sonra, aynı yasanın 726. maddesinde belirtilen 6 aylık sürenin geçmesi ile çekin zamanaşımına uğradığının kabulü gerekir.
Mercie intikal eden somut olayda takibe 29.11.1999 tarihinde başlandığına ve ibrazında 25.1.1999'da olduğuna göre 10 günlük ibraz süresinin eklenmesi ile dahi 6 aylık zamanaşımı süresi geçmiştir.
Merci kararının bu nedenle onanması gerekirken, bozulması şeklinde oluşan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy