(6762 S. K. m. 1235, 1236, 1242, 1257) (2004 S. K. m. 23, 92, 150/G)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki Alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 17.5.2000 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: TTK.nun 1235. maddesinde açıklanan nitelikdeki alacaklara tanınan hakka gemi alacağı hakkı, bu hakkın sağladığı rehin hakkına da kanuni rehin hakkı denir. Olayın meydana gelmesi ile gemi alacaklısının kanuni rehin hakkı kendiliğinden doğar ve TTK.1257. maddesi gereğince de bütün alacaklara tekabül eder. Geminin işletilmesinden doğan ve rehin hakkı veren bu alacaklar zilyedine bakılmaksızın gemi ve navlunu takip eder. Bu nedenledir ki geminin bayrak ve isim değiştirmesi gemiyi "borçtan" kanuni rehin hakkından kurtarmaz.
TTK.nun 1242 maddesi uyarınca da gemi alacaklarının tahsilinde İİK. Hükümleri uygulanır ise de rehin hakkının tanınması ve tesisi için karar verilebilmesinin ilk koşulu hasımlı olarak açılan dava sonucunda verilen kararın kesinleşmesi ile alınan ilama dayanılarak icra takibi yapılabilmesidir. Ancak sicile kayıtlı olmayan Türk gemileri ile yabancı bandıralı gemiler yönünden alınan ilamın kesinleşmesi koşulu aranmaksızın takip yapılabilir. Zira bu gemiler İİK.23/3. maddesi uyarınca menkul hükmündedir. İİK.nun 23/3. maddesi uyarınca rehin tabiri ipotek, menkul rehni tabirlerine giren bütün menkul ve gayrimenkul rehinlerini kapsar. Aynı kanunun 150/h maddesinde ise rehin hakkının ilamla tespiti halinde ilamların icrasına dair hükümlerin uygulanacağı öngörülmüştür. Kanunu rehin hakkının tesisine ilişkin ilamlar için icra emri çıkarılarak takip yapılabileceği gibi, ayrıca İİK.nun 150/g. maddesi delaletiyle aynı Kanunun 92/3. maddesi uyarınca gemi seferden de men edilebilir.
Somut olayla TTK.1235 sayılı kanundan doğan "fener ücreti" alacağı nedeniyle aynı Kanunun 1236. maddesi gereğince gemi alacaklısının kanuni rehin hakkı doğmuş olsa dahi yukarıda açıklandığı biçimde rehin hakkı ilamla tespit olunmaksızın genel haciz yolu ile takip yapılması mümkün değildir.
Ayrıca TTK. 1242/1. maddesi gereği rehinle temin edilmemiş alacak için geminin ihtiyaten haczi mümkün ise de, rehinle temin edilmiş alacaklar için ihtiyati haciz istenemeyeceği yolundaki kuralın istisnası kanuni rehin hakkı sahibi, gemi alacaklısı için uygulanmaz. Yukarıda açıklanan nitelikte bir ilam ve alınmış bir ihtiyati haciz kararı olmadığından bu aşamada geminin seferden men'i mümkün değildir.
İcra müdürünün geminin isim ve bayrağının değişmesi nedeniyle alacaklı talebini reddetmesi az yukarıda açıklandığı üzere doğru değildir. Ne varki kanuni rehin hakkının tanınmasına ilişkin bir ilamla takibin yapılmaması ve mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmemiş olması karşısında merciin icra müdürü işlemine ilişkin şikayeti reddetmesi yukarıda açıklanan nedenlerle sonucu itibariyle yerindedir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz isteminin reddi ile sonucu doğru merci kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 2.080.000.- lira onama harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 4.7.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy