(1086 S. K. m. 443) (2004 S. K. m. 68, 366)
Dava ve Karar: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mercii kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin borçlu vekilince istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı, boşanma davasının reddine ve 6.3.2001 tarihinden itibaren aylık 150.000.000.-TL. nafakaya hükmedilmesine ilişkin 25.4.2001 tarihli mahkeme ilamını genel haciz yolu ile takibe koymuştur. Örnek 49 ödeme emri tebliğ üzerine borçlu süresinde icra dairesine yaptığı itirazında, faizin dava tarihinden değil ilamın kesinleşme tarihinden itibaren istenebileceğini belirterek asıl borca bir diyecekleri olmadığını ve nafakaya ilişkin ödemeleri bulunduğunu ileri sürmüştür.
H.U.M.K.'nun 443/3.maddesi gereği, tedbir nafakası niteliğinde olan ve boşanma davası ile birlikte verilen nafakanın talep edilebilmesi için ilamın kesinleşmesine gerek yoktur. Bu nedenle ilamda faizin başlangıcı konusunda bir hüküm yoksa da, karar tarihinden itibaren faiz istenebilir. Ancak, alacaklı vekili duruşmada borçlunun faize itirazını kabul ettiğinden Merciin faiz başlangıcını kesinleşme tarihinden kabul etmesi bu nedenle doğrudur. Ne var ki asıl borca itiraz edilmediği halde merciice asıl alacak icra dosyasına depo edilmediğinden bahisle İ.İ.K.'nun 68/son maddesi hükmüne aykırı biçimde inkar tazminatına hükmedilmesi doğru değildir.
Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mercii kararının yukarıda yazılı nedenle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.'nun 428.maddeleri uyarınca inkar tazminatına hasren bozulmasına, 31.01.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy