(2004 S. K. m. 72, 89) (818 S. K. m. 61, 522, 523)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki Alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 26.4.2001 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: İİK. nun 89. maddesi, borçlunun üçüncü kişilerdeki kıymetli evraka bağlanmamış olan hak ve alacakları ile taşınır mallarının haczinde uygulanır. Borçlunun üçüncü kişilerdeki yukarda belirtilen türdeki bir alacağı, talep hakkı, ya da taşınır malı haczedilince icra müdürü alacaklının istemi üzerine üçüncü kişiye 89/1 adı altında bir haciz ihbarnamesi gönderir. Bu ihbarnamede borçlunun kendisindeki alacağı, (mal veya hak) üzerine haciz konulduğu, alacak tahsil edilinceye kadar borcu yalnız icra dairesine ödemesi, borçluya yapılacak ödemenin geçerli olmayacağı, haczedilen taşınır malı icra dairesine teslim etmesi ve borçluya vermemesi aksi halde alacağı veya malı icra dairesine tekrar ödemek zorunda kalacağı bildirilir.
Eğer 89/1 haciz ihbarını alan üçüncü kişi yasal 7 günlük itiraz süresi içersinde icra dairesinde borçlunun kendisinde bir malı alacağı bulunmadığını veya malın kendisine rehinli olduğu gibi bir itiraz ileri sürmemiş ise, borç zimmetinde mal yedinde sayılır. Bunun üzerine üçüncü kişiye 89/II adı altında ikinci bir ihbarname gönderilir. Bu ihbarnamede 89/1'e itiraz etmediğinden borç zimmetinde mal yedinde olduğunun kabulü ile ikinci haciz ihbarnamesinin tebliği ile mal veya borcu yedi gün içinde icra dairesine ödemesi veya teslim etmesi bildirilir. Aksi halde cebri icra yolu ile tahsili yoluna gidileceği belirtilir.
Üçüncü kişi ikinci haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde olumsuz tespit davası açabilir ise de, gerçekte borçlunun kendisinde bir alacağı bulunmadığını belirterek borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kaldığından bahisle takip alacaklısı aleyhine bir geri alma davası (İİK. m. 72/VII) açamaz. Zira alacaklı 89/1-2 prosedüründen geçerek usulüne uygun bir icra takibi sonucu alacağını almış durumdadır.
Ancak; üçüncü kişi takip borçlusu aleyhine bir sebepsiz iktisap davası (BK. m. 61) açabilir. Çünkü borçlu üçüncü kişinin parası ile bu ahvalde kendi borcundan kurtularak sebepsiz olarak zenginleşmiştir.
Borçlunun üçüncü kişideki alacağı miktar olarak (net) - belirli olmasa da üçüncü kişiye gönderilen haciz ihbarnamesi geçerlidir. Çünkü İİK.89. maddesine dayanan haciz ihbarnamesinin 3.şahıslara tebliğ sırasında üçüncü şahıs nezdindeki borçlu alacağının belli ve muayyen olması gerekeceğine dair kanunda bir hüküm bulunmadığından, ihbarnamede alacak tutarının belli edilmesi yeterlidir. (HGK. nun 24.10.1969 tarih 969/İc.if.492 karar-1049). Öte yandan adi şirketlerde BK.522 ve 523. maddeleri uyarınca her ortak şirketin karına iştirak hakkına sahip olduğundan, ortağın kişisel alacaklıları borçlu ortağın "şirketteki kar payı"nı İİK.89/a göre haczettirebilirler. Yine şirket sözleşmesinde yer alması halinde ortağın faiz alacağı da ortağın kişisel alacaklıları tarafından İİK.89. göre haczedilebilir. Ancak ortağın kişisel alacaklıları adi şirkete doğrudan doğruya başvuramazlar. Çünkü tüzel kişiliği yoktur. Ne var ki bunun ilkelerin aksine gerçekleştirilen haciz işlemlerine karşı borçlu yasal süresi içersinde haciz işlemine karşı şikayet hakkına sahiptir.
Somut olayda alacaklının kesinleşen takip sonucu, borçlu K. İnş. San. Tic. A.Şti.nin Bayındırlık ve İskan Bakanlığı nezdinde bulunan istihkak alacağına ilişkin olarak, üçüncü kişi Bakanlığa 89/1-2 haciz ihbarnamelerinin tebliğ edilmiş itiraz edilmeyerek kesinleşmesi üzerine adı geçen bakanlık dosyalar borcunu toplam 14.960.131.600 TL. olarak ilgili dosyalara ödemiştir. Bu aşamadan sonra müşteki E. İnşaat ve Tic. AŞ. nin borçlu şirket ile adi ortak olduklarından bahisle ödenen istihkakların (% 99 payı olmakla kendi hissesine tekabül eden) 11.125.694.100 TL. nin E. İnşaat ve Tic. A.Şti. ne iadesini açıklanan ilkeler karşısında şikayet yolu ile merciden istemesine yasal olanak yoktur. Merciin aksine düşüncelerle karar düzeltme yoluna gidilmeyerek kesinleşen merci kararını gerekçe göstererek yazı biçimde şikayetin kabulüne karar vermesi isabetsizdir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile merci kararının yukarıda açıklanan nedenle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 15.05.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy