(2004 S. K. m. 62)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Borçluların yasal süresinde takibe itiraz etmesinden sora alacaklı Banka Vekili tarafından 19.12.2001 tarihinde Mercii Hakimliğine başvurularak itirazın kaldırılması isteminde bulunulduğu görülmektedir. Alacaklı vekilinin 8.2.2002 tarihinde banka yetkililerinin davadan feragata ilişkin beyanlarını ve dayanaklarını dosyaya sunduğu ve Mercii Hakimliğince de feragat nedeniyle davanın reddedildiği anlaşılmıştır.
Borçluların yargılama sırasında vekille temsil edildikleri ve vekil aracılığıyla dosyaya sunulan 25.1.2002 tarihli dilekçede alacaklı isteminin reddedilerek tazminata hükmedilmesini talep ettikleri görülmektedir.
Süresinde takibe itiraz edilmesinden sonra gerek borçlunun itirazından vazgeçmesi ve gerekse alacaklının itirazı kabul etmesi yahut takip şekline göre icra takibinden veya Mercii' deki itirazın kaldırılması isteminden feragat edilmesi halleri tazminat isteminin reddini gerektirmez. Aksinin kabulü halinde itiraz üzerine hakli olmadığını anlayan tarafın talebinden vazgeçmesi suretiyle aleyhine tazminat hükmedilmesini engellemesi gibi kabulü mümkün olmayan bir durum ortaya çıkar.
Somut olayda borçlular yargılamada vekille temsil edildiklerine ve tazminat isteminde bulunduklarına göre, işin esası incelenerek ( sadece tazminat istemi yönünden ) yukarıdaki ilkelere göre bir karar verilmesi ve alacaklının avukatlık ücreti ile sorumlu tutulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlular vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile merci kararının yukarıda açıklanan nedenle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 7.6.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy