(818 S. K. m. 388, 449, 451)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Borçlar Kanunun 388/son maddesine göre (..... hususi bir salahiyeti haiz olmadıkça, vekil, dava ikame edemez, sulh olamaz, tahkim edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz.) bu durumda ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre de vekile verilen vekaletnamede çek düzenlemesi için açıkça yetki verilmesi zorunludur. "Bankadan çek karnesi almaya, çek vermeye" biçimindeki vekalette yer alan ibarelerin vekile anılan kanun uyarınca çek düzenleme yetkisinin verildiği sonucunu doğurmaz. Ayrıca somut olayda irdelenmesi gerekli bir başka konu da senedin ticari mümessil sıfatıyla imzalanıp imzalanmadığıdır. Borçlar Kanununun 449. maddesinde belirtilen Ticari Mümessil, aynı kanunun 451. maddesine göre hüsnüniyet sahibi 3. kişilere karşı vekili adına kambiyo taahhüdünde bulunmak ve onun adına tasarrufları yapmak salahiyetine haizdir. Yasada, ticari mümessilin iyi niyetli 3. kişilere karşı kambiyo taahhütlerinde bulunacağından söz edilmesinin nedeni, ticari senetlerin niteliklerinden doğmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu' nun 30.1.1980 tarih, 1979/692 esas, 1980/170 karar...) Ticari senetlerin ticari işletmeyle olan ilgisi iyi niyetli 3. kişilerce kolaylıkla anlaşılamayacağından ticari mümessilin imzaladığı senetlerin iyi niyetli 3. kişileri bağlamayacağı öngörüldüğünden; çekte "vekaleten" ibaresinin bulunmaması duruma etkili değildir. Ne var ki, takip dayanağı çekte keşidecinin ismi altında çeki imzalayanın Bahri A. olduğu, bu kişinin de, borçlu Sevinç A.'in vekili olduğu ileri sürülmüş ise de, ibraz edilen bu vekaletnamenin incelenmesinde vekaletnamedeki geniş yetkiler uyarınca vekil olan bu şahsın ticari mümessil sayılması gerekmesi için borçlunun ticarethane sahibi olması ve vekaletnamenin de ticaret siciline kaydedilmesi zorunludur.
Bu kurallar ışığında somut olayın incelenmesinde yukarıda açıklandığı gibi vekaletnamede Borçlar Kanunun 388. maddesi koşullarında çek düzenlenmeye açıkça vekile yetki verilmediği gibi vekilin ticari mümessil sıfatıyla çeki imzaladığının kabulüne de, borçlunun ticarethane sahibi olmadığı ve vekaletnameyi ticaret siciline kaydettirmediği de anlaşıldığından ticari mümessil olarak kabulüne de olanak yoktur.
Mercice itirazın kabulüne karar vermek gerekirken reddine karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de inkar tazminatının toplam alacak üzerinden verilmesi de doğru değildir.
Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile merci kararının yukarıda açıklanan nedenle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 25.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy