(2005 S. K. m. 65) (1086 S. K. m. 76) (7201 S. K. m. 21, 32) (Tebligat Tüzüğü m. 28) (YHGK. 05.06.1991 T. 1991/12-258 E. 1991/344 K.) (YHGK. 27.06.2001 T. 2001/12-543 E. 2001/560 K.)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki Alacaklı ve borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1) Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE;
2) Borçlu vekilinin temyiz itirazının incelenmesinde:
Merci Hakimliğine verilen şikayet dilekçesinde ödeme emri tebligatının usulüne uygun olarak yapılmadığı ve tebligattan 14.2.2000 tarihinde haberdar olunduğu açıklanmıştır. Başvuru, bu şekliyle usulsüz tebliğ nedenine dayalı şikayettir. HUMK. nun 76. maddesi gereğince olayın hukuki tavsifi Hakime aittir. Dilekçede gecikmiş itirazdan söz edilmesi ve ayrıca yargılama sırasında başvurunun gecikmiş itirazdan ibaret olduğunun beyan edilip bunun imzalanması istemin hukuki niteliğini etkilemez. İncelenen tebligat parçasında tebliğ işleminin 7201 Sayılı Kanunun 21. maddesine göre yapıldığı yazılı olmasına rağmen Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin uygulanmadığı görülmüştür. Bu durumda uyuşmazlığın İİK. nun 65. maddesinde yer alan gecikmiş itiraz kurallarına göre değil. 7201 Sayılı Kanunun 32. maddesine göre çözümlenmesi gerekir(HGK. nun 5.6.1991 tarih ve 1991/12-258 E. 1991/344 K.)
Tüzüğün anılan maddesine göre muhatabın adreste neden bulunmadığı komşu, kapıcı, yönetici, zabıta amir ve memurları vs gibi kimselerden sorulmalı, tevziat saatinden sonra adrese gelindiğinin tespit edilmesi ve bunun tebligat parçasına yazılıp tevsik edilmesi halinde 21. maddeye göre tebligat yapılabilir. Yukarıda yazılı hususlar yerine getirilmediği gibi ödeme emri tebligatı usulüne uygun değildir. 7201 Sayılı kanunun 32. maddesi gereğince tebligatın usulsüz olması halinde muhatabı tebliğe muttalı olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir.
Somut olayda, borçlu öğrenme tarihine göre süresinde İcra Dairesine itiraz etmemiş ise de, tebliğ tarihinin düzeltilmesinde, haciz uygulamasına başlayacak tarih, mal beyanında bulunma tarihi, derece kararındaki sıralama ve varsa kesinleşmeden önce konulan hacizlerin kaldırılacağı nedeniyle borçlunun hukuki yararı vardır. Hukuk Genel Kurulunun 27.6.2001 tarih ve 2001/12-543 Esas, 2001/560 karar sayılı ilamıyla benimsenen yukarıdaki kurallar gereğince Dairemizin yeniden oluşan içtihat bu yöndedir.
O halde, şikayetin yukarıdaki kurallara göre incelenmesi ve ödeme emri tebliğ tarihinin 14.2.2000 olarak düzeltilmesi, bu duruma göre kesinleşmeden önceki takip ve haciz işlemlerinin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile merci kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 08.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy