(1086 S. K. m. 443) (2004 S. K. m. 16, 36) (818 S. K. m. 18)
Dava: Merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmesi üzerine bu işle ilgilidosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Kural olarak, tenkise ilişkin ilamların takibe konulması için kesinleşmesine gerek yoktur. Ancak, somut olayda da gözlendiği üzere dayanak ilam, muris muvazaası nedeniyle açılan tapu iptali ve tescil davası sonunda, fiili imkansızlık nedeniyle bedelin tahsiline dair verilen karar olup, Borçlar Kanununun 18. maddesi ve 01.04.1974 tarih, 1/2 sayılı Tevhidi İçtihada dayalıdır. Sözü edilen bu davanın Medeni Kanunun 502. maddesine dayalı olan tenkis davası niteliğinde mercice kabulü doğru değildir. Temelde dava gayrimenkullerin aynına taalluk ettiğinden, HUMK.'nun 443. maddesi gereğince karar kesinleşmeden takibe konulamaz. Açıklanan nedenle mercice, borçlu şikayetinin kabulü ile takibin iptaline karar vermek gerekirken reddi isabetsizdir.
Kabule göre de;
İlamda faize ilişkin hüküm bulunmaması halinde alacaklının karar tarihinden itibaren faiz isteminde yasaya uymayan bir yön bulunmamaktadır. Merciin işlemiş faizi tümden iptali de bu nedenle yerinde değildir.
Sonuç: Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile merci kararının yukarıda açıklanan nedenle İİK. 366. ve HUMK. 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 25.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy