(2004 S. K. m. 65) (7201 S. K. m. 21, 32) (Tebligat Tüzüğü m. 28)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Gecikmiş itirazdan söz edebilmek için tebligatın usulüne uygun olarak yapılması ancak bir mani sebebi ile itiraz edilmemesi gerekmektedir. Hukuki nitelendirme hakime ait olduğundan borçlunun dilekçesinde gecikmiş itirazdan söz etmesinin bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Somut olayda 49 nolu ödeme emrinin borçluya Tebligat Kanunun 21. maddesine göre tebliğ edildiği ancak, adreste bulunmama nedenlerinin Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinde öngörülen şekilde ilgililerin imzalarını taşıyan tutanakla tespit edilmediği görülmektedir. Bu durumda, mercice tebligatın usulsüz olduğu kabul edilerek Tebligat Kanununun 32. maddesi uyarınca öğrenme tarihinin tespitine karar verilmek gerekirken istemin gecikmiş itiraz koşullarına göre değerlendirilmesi doğru değildir. Öte yandan, tebligatın usulsüzlüğünün tespitinde sadece ödeme emrine itirazla değil takibin kesinleşmesi haciz isteme hakkının başlangıç ve mal beyanında bulunma süresi yönünden de borçlunun hukuki yararı vardır.
Sonuç: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mercii kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve HUMK.'nun 428.maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 19.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy