(7201 S. K. m. 28, 32) (2004 S. K. m. 128)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Şikayetçi Döndü Işıldak vekili tarafından Sulh Hukuk Mahkemesi'ne verilen 23.07.2002 tarihli dava dilekçesinde adı geçenin 20 yıldan beri Almanya'da ikamet ettiği, buna rağmen gerek ortaklığın giderilmesi davası sırasında ve gerekse satış işlemlerinin yapıldığı dönemde davalı tarafından kendisinin Türkiye'de bir adreste bulunduğu belirtilip adına Türkiye'de ilanen tebligat yapılarak satış işlemlerinin gerçekleştirildiği, usulsüz tebligatlarla tamamlanan ihalenin feshi gerektiği ileri sürülmüştür. Davalı Minneti Pekşan'in oğlu ile kendi kızının evli olduklarını ve onlarında Almanya'da bulunmalarına ve durumu bilmelerine rağmen usulsüz tebligatla sonuca gidilmesinin yasaya aykırı olduğu dava dilekçesinde açıklanmıştır.
Dosyada konulu olan Dortmund Belediye Başkanlığı'nın 12.09.2002 tarihli evrakının tercümesinden, şikayetçinin 14.12.1979 tarihinden beri yurt dışında ikamet ettiğinin bildirildiği görülmekte ve bu iddianın doğrulandığı anlaşılmaktadır.
Sulh Hukuk Mahkemesi'nce görevlendirilen satış memurluğunda satış ilanları adı geçene Türkiye'de ve ilanen tebliğ edilmiştir. 7201 sayılı kanunun 28/4. maddesine göre yabancı memlekette oturanlara ilanen tebligat yapılmasını gerektiren durumların oluşması halinde, tebliğ olunacak evrak ile ilan örneklerinin yabancı memlekette bulunan kimsenin malum adresine ayrıca iadeli taahhütlü mektupla gönderilmesi ve posta makbuzunun dosyasında saklanması gerekir. Muhatabın yurt dışında olması halinde, "...adresinin meçhul olduğundan sözedilerek..." ona ilan yolu ile tebligat yapılamaz. Yurtdışı adresinin tespitinden sonra, o adrese uluslar arası tebligat hükümlerine göre işlem yapılmalıdır. Aksi takdirde yapılan ilanen tebligat geçerli olmaz. ( Prof. Dr. Ejder Yılmaz-Av. Tacar Çağlar, Tebligat Hukuku S. 336 )
Bu durumda, 7201 sayılı kanunun 32. maddesi gereğince dava süresindedir. Satış ilanı tebliğinin usulsüz olması tek başına ihalenin feshi nedeni olduğu gibi, satış memuru tarafından İİK.nun 128/2. maddesine göre taşınmazın kıymeti satış sırasında tespit edilmemiştir. Bu husus yerine getirilmeden, Sulh Hukuk Mahkemesi'nde ortaklığın giderilmesi davası ile ilgili yasal koşulların araştırılmasına ait keşif sırasında saptanan kıymet üzerinden taşınmazın satışa çıkarılması da yasaya aykırı ve ihalenin feshi nedeni olup mahkemeci re'sen gözetilmelidir. O halde, ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken şikayetin reddi isabetsizdir.
Sonuç: Şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 30.09.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy