(2004 S. K. m. 15) (2548 S. K. m. 1) (492 S. K. m. 1) (4389 S. K. m. 14)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki Alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Medeni Usul Hukukunda olduğu gibi İcra Hukukunda da harç ve giderler sonuçta haksız çıkan tarafa yükletilir. Harç, yapılan bir hizmet karşılığı olarak Devletin aldığı bir paradır. Tahsil harcı da, bu amaca yönelik olup ve alacaklıya tediye sırasında alındığına göre, takip masrafları çıkarıldıktan sonra geri kalan miktar üzerinden hesaplanması gerekir. Çünkü, alacaklıya yapılan hizmet, kendisine yapılan ödeme kadardır.
Nitekim, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nda tahsil harcının, tahsil olunan paradan alınacağı belirtilmiştir. Bu tahsil olunan para, alacaklı tarafından alınan paradır. İİK. nun 15. maddesine göre de; kanunda hilafı yazılı değilse bütün harç ve masraflar borçluya ait olup, neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın tahsil olunur. Sadece cezaevi harcı 2548 sayılı yasanın 1. madde 2. fıkrası gereğince borçluya yükletilemez, bu harcın yükümlüsü alacaklıdır.
4672 Sayılı ve 4743 Sayılı Kanunlarla değişik Bankalar Kanunu'nun 14/5-C maddesi gereğince yönetim ve denetimleri fona intikal eden bankaların tasfiyeleri fon eli ile yürütülen bankaların iflas idarelerinin ve hisseleri kısmen veya tamamen fona intikal eden bankaların fon tarafından borçlarının ve taahhütlerinin üstlenilmesi veya alacaklarının devralınması halinde dava ve icra takipleri sırasındaki her türlü harçtan muaf olduğu hükmü getirilmiştir.
Yukarıdaki ilkeler ve yasa hükümleri gözönünde bulundurularak İcra Müdürlüğüne yatırılan para alacaklıya ödenirken bundan tahsil harcı düşülemez. Yatan paranın alacaklıya ödenmesi gerekir. Ancak, tahsil harcının mükellefi borçlu olduğundan İİK. nun 15. maddesi gereğince ayrıca hüküm ve ayrı bir takibe gerek kalmaksızın yapılan takipte tahsil harcı yönünden muhtıra çıkarılmak suretiyle borçluya yöneleceği tabidir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile merci kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 29.09.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy