(6762 S. K. m. 582)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Alacaklı Halil Kaplankıran vekili tarafından borçlu Ali Aksoy hakkında 10.000.000.000 TL.'lik asıl alacağın tahsili için icra takibine geçilmiş ve borçluya gönderilen 163 no'lu ödeme emri 22.02.2003 tarihinde tebliğ edilmiştir. Sonradan borçluya vasi olarak atanan Suna Aksoy vekili tarafından Mercii Hakimliği'ne sunulan itiraz dilekçesinde, borçlunun ehliyetsiz olduğundan bahisle düzenlenen bononun takip konusu yapılamayacağı belirtilmiş ve iptal isteminde bulunulmuştur. Takibe itiraz edilmesinden sonra Suna Aksoy'un borçluya vasi olarak tayin edilmiş olması Mercii Hakimliği'nin gerekçesinde de vurgulandığı üzere itirazı geçersiz kılmaz.
Dosyaya sunulan 25.02.2003 tarihli Sandıklı Devlet Hastanesi raporuna göre borçlunun ehliyetsiz olduğu anlaşılmakta, mercice bu raporun bononun tanzim tarihinden sonraya ilişkin bulunduğundan söz edilerek istemin reddedildiği görülmektedir.
TTK' nun 582. maddesi gereğince, (akit ile borçlanmaya ehil olan kimse, poliçe, çek ve bono ile borçlanmaya da ehil) olduğundan, ancak medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olan kişiler kambiyo senedi düzenleyebilirler. Başka bir değişle, kanun koyucu kambiyo senetlerinin düzenlenmesi için özel bir ehliyet aramamıştır. Şu halde, medeni hakları kullanmak ehliyetinden kısmen ya da tamamen mahrum bulunan kişiler, kambiyo senedi düzenleyemezler. Bu nedenle borçlunun (senedi düzenlediği tarihte) hukuki ehliyete sahip olması gerekir. Aksi takdirde, senet geçerli olmaz. Alacaklı, senedi düzenleyen kişinin ehliyetsiz olması halinde iyiniyetli olduğunu dahi ileri süremez. Çünkü, ehliyet konusu kamu düzenini ilgilendirir ve süreye tabi olmaksızın merciden takibin iptali istenebilir.
Somut olayda, borçlunun ehliyetsiz olduğuna ilişkin rapor her ne kadar senedin tanzim tarihinden sonraya ait ise de, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre raporda öngörülen hastalığın niteliği gözetilerek, senedin düzenlenme tarihinde borçlunun bu işleme ehil olup olmadığı alınacak yeni bir raporla belirlenmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlu vasisi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mercii kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 11.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy