(4684 S. K. m. 18, 19) (5422 S. K. Geç. m. 29) (3065 S. K. Geç. m. 10) (2464 S. K. m. 68)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilen merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1- Katma Değer Vergisi Kanunu'na göre, müzayede mahallerinde ve gümrük depolarında yapılan satışlar, katma değer vergisine tabidir. satış memurluklarınca yapılan satışlar açık artırma usulü ile yapılmaktadır. Satışın yapıldığı yer müzayede mahalli durumundadır. Verginin alınması için, satış nerede yapılırsa yapılsın açık artırma ile yapılması yeterlidir. Satışı yapan satış memuru verginin mükellefidir. Satışın yapılması ile vergiyi doğuran olay meydana gelmekte, kesin satış bedeli de verginin matrahını teşkil etmektedir. Kesinleşen ihale bedeli verginin matrahı olup bu matrah üzerinden hesaplanacak KDV ihale alıcısı tarafından ayrıca ödenmelidir. Ancak alıcının KDV'sini ödeme yükümlülüğü ihalenin kesinleşmesi ile doğar. 20.6.2001 tarihinde kabul edilen bazı vergi kanunlarında değişiklik yapılmasına dair 4684 sayılı Kanunun 18. maddesinin F fıkrasında yer alan 5422 sayılı Kanunun geçici 29. maddesinin 1. fıkrasına eklenen 6 ve 7 nolu bentlerin incelenmesinde ve 4684 sayılı Yasanın 19. maddesinin B bendi gereğince 3065 sayılı KDV Kanununun geçici 10. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişikliklerin cebri icrayı kapsamadığı, rızai devir ve satışları kapsamına aldığı görülmüştür.
O halde, cebri icra yolu ile satılan mahcuzu alacağına mahsuben alan alacaklı banka muafiyetten faydalanamayacağından kesinleşen ihale bedeli üzerinden KDV'sini ödemekle yükümlüdür. Kaldı ki, satış şartnamesinde de KDV.nin alıcıya ait olduğu belirtilmiştir. Mercice KDV'ye ilişkin şikayet hakkında yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda ihalenin kesinleşip kesinleşmediği tespit edildikten sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile bu yöne yönelik şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
2- 2464 sayılı Yasanın 68. maddesinde, tellallık harcını mal ve ürünlerini satan gerçek veya tüzel kişilerin ödemekle yükümlü olduğu hükmü getirilmiştir. Yasanın bu emredici hükmüne göre bu harcın sorumlusu, mal ve mahsullerini satan gerçek veya tüzel kişilerdir. Şartnamede tellaliyenin alıcıya ait olacağının belirtilmesi yasanın emredici hükmü nedeniyle sonuç doğurmaz. Bu nedenlerle tellaliye harcı borçluya ait olmakla alacaklının tellaliyeye ilişkin şikayetinin kabulü gerekirken, mercice bu hususta olumlu olumsuz bir karar verilmemesi doğru değildir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile merci kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366. ve HUMK. 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 16.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy