(6762 S. K. m. 614, 688)
Dava : Yukarıda tarih ve numarası yazılı merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki Borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun merci kararının İİK'nın 366. ve HUMK'nun 438. maddeleri uyarınca onanmasına, 7.880.000.- lira onama harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 07.04.2003 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
M.OSKAY'IN KARŞI OY YAZISI :
Takip dayanağı bono, TTK'nin 688. maddesinde öngörülen koşulları taşımakta olup, kambiyo senedi niteliğindedir. Alacaklının kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu yerine genel haciz yolu ile takip şeklini seçmesi, dayanak belgenin niteliğini etkilemez. Bu nedenle borçlu M. A. senedi ( kefil ) sıfatı ile imzaladığı için, "aval veren" durumundadır.
TTK'nin 614/1. maddesi gereğince, aval veren kimse, kimin için taahhüt altına girmiş ise, tıpkı onun gibi sorumludur. Bu hükümden anlaşılması gereken husus, aval veren ile, lehine aval verilenin sorumluluklarının ( şartının ve derecesinin ) aynı olduğudur. Aval verenin sorumluluğunun doğması şekil ve ehliyet yönünden geçerli bir aval beyanının varlığı halinde mümkün olur. Bu husus TTK'nin 614/2. maddesinde ( Aval veren kimsenin temin ettiği borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa dahi, aval verenin taahhüdü muteberdir. ) hükmü ile ifade edilmiştir. ( Prof. Dr. Fırat Öztan Kıymetli Evrak Hukuku sf. 808, 811 )
Somut olayda senet borçlusu B. A.'ın imzaya yönelik itirazı kabul edilmiş ve onun hakkındaki takip Aksaray İcra Tetkik Mercii Hakimliği'nin 26.9.2002 tarih ve 253-295 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Bu durumda lehine aval verilen B. A.'ın borcu, imza ona ait bulunmadığından şekil noksanı nedeniyle sakat olup, aval veren M. A.'ın bu senet nedeniyle sorumluluğu da bulunmamaktadır. ( TTK. Md. 614/2 )
Ayrıca bir an için, imzanın senet keşidecisi B. A.'a ait olmadığı saptandığı için, bu belgenin kambiyo senedi olmadığı ve olayda aval hükümlerinin uygulanamayacağı düşünülse dahi, sonuç değişmeyecektir. Zira, senedi "kefil" sıfatı ile imzalayan M. A.'ın sorumlu tutulabilmesi ve kefaletin hüküm ifade etmesi için geçerli bir asıl borca ihtiyaç vardır. Asıl borcun herhangi bir şekilde hükümsüz olması halinde ( somut olayda imza asıl borçluya ait değil ), kefalet akti de fer'iliği sonucu hüküm ifade etmez. ( Prof. Dr. Seza Reisoğlu-Kefalet 1992 sf. 15 )
O halde, Mercice itirazın kaldırılması isteminin reddi yerine kabulü isabetsiz olduğundan hükmün bozulması gerekirken, aksine oluşan çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy