(2004 S. K. m. 68/B, 150)
Yukarıda gün ve numarası yazılı merci kararının müddeti içerisinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Alacaklı vekilinin temyiz dilekçesinin harçlandırılmadığı gibi temyiz defterine de kaydedilmediği anlaşıldığından temyiz talebinin REDDİNE;
2- Borçlular vekilini temyiz istemlerinin incelenmesinde ise;
İİK. nun 149. maddesi gereğince icra müdürü ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa borçluya ve gayrimenkul 3. şahıs tarafından rehnedilmiş veya gayrimenkulün mülkiyeti 3. şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri gönderir. Hükmünü taşır. Takip dayanağı 14.07.1998 ve 04.10.1996 günlü ipotek akit tablolarının incelenmesinde ipoteğin kesin borç ipoteği niteliğinde kurulduğu görülmüştür. Bu nedenle, somut olayda bu iki ipotekle ilgili olarak İİK. nun 150/1. maddesinin uygulama olanağı yoktur. Alacaklının bu ipotek belgelerine istinaden limiti aşmak suretiyle takip yapması mümkün ise de, 25.08.1998 günlü 1.090.000.000 TL'lik ipotek akit tablosunun incelenmesinde ipoteğin limit ipoteği tarzında kurulduğu görülmekle alacaklının İİK. nun 150/1. maddesi koşullarında hesap özeti tebliği ile anılan ipotek yönünden 151 icra emri göndererek takip yapması yerindedir.
Kural olarak, alacaklının kullandığı kredinin teminatı olarak aldığı ipoteklerin paraya çevrilmesini istemesi yerinde ise de, aynı ipoteklere dayalı olarak 07.09.1999, 17.08.2000, 12.10.1999 tarihlerinde yapmış olduğu 3 ayrı takibin mükerrer olduğu borçlu tarafça ileri sürüldüğüne göre mercice öncelikle takiplerin mükerrer olup olmadığı yönünde yöntemince inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Öte yandan 25.08.1998 günlü ipotekle ilgili olarak hesap özetine borçlu tarafça itiraz edildiğinden ve borcun büyük bir kısmının ödendiği de ileri sürüldüğüne göre mercice İİK. nun 150/1. ve 68/b maddesi koşullarında anlaşmazlığa çözüm getirecek nitelikte (mercice yaptırılan bilirkişi incelemesi dairemizce raporun tetkiki sonucunda yukarda açıklanan ilkeleri tartışmadığından yeterli görülmemiştir). Yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak anlaşmazlığın çözümü gerekirken eksik inceleme ile yazılı biçimde sonuca gidilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlular vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mercii kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK. 366 ve HUMK. nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 16.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy