(2004 S. K. m. 45) (818 S. K. m. 487)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: İİK. nun 45. maddesi asıl borçlular için sevk edilmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin rehin veren üçüncü kişi hakkında doğrudan doğruya genel haciz yoluyla takip yapmasını önlediği, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğine ilişkin bulunmaktadır.
Borçlar Kanununun 487. maddesinde ise kefil borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhte etmiş ise alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden evvel kefil aleyhine takibat icra edilebilir. denilmektedir.
Somut olayda borçlunun sorumluluğu sadece ipotek veren üçüncü kişi sıfatından kaynaklanmakta olup, ipotek miktarı ile sınırlıdır. Bu nedenlerle adı geçen hakkında genel haciz yolu ile takip yapılması mümkün bulunmamaktadır. İcra Mahkemesinin gerekçesinde yer alan Hukuk Genel Kurulu ile 19. Hukuk Dairesinin kararları genel yargılama sonunda verilen kararlarla ilgili olup anılan hususların İcra Mahkemesinde tartışılması mümkün değildir. O halde, şikayetin kabulü yerine reddi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366. ve HUMK. 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 13.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy