(492 S. K. m. 23) (1136 S. K. m. 164) (6802 S. K. m. 28) (818 S. K. m. 84, 101) (2004 S. K. m. 366) (1086 S. K. m. 428)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 4077 Sayılı Tüketicinin korunması hakkındaki kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin 4822 Sayılı Kanunun geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için borcun, kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında düzenlenen kredi kartı sözleşmesinden doğması ve bu sözleşmeye dayanarak kredi kartı müşterisi tarafından kredi kartıyla alış-veriş yapılması ve nakit para çekilmesinden kaynaklanması gerekir.
Anılan yasanın son fıkrasına göre, tüketicinin kredi verene kanunun yayımı tarihinden 30 gün içinde (14.04.2003 dahil tarihine kadar) yazılı müracaat etmesi halinde bu madde hükümleri uygulanır.
4822 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesi, tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, anılan madde gereğince temerrüt tarihindeki asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi ve BSMV uygulanmak ve takipte istenen alacağı geçmemek suretiyle takip tarihindeki alacak üzerinden Harçlar Kanunu'nun 1 sayılı tarife ve Harçlar Kanunu'nun 23. maddesi gereği tahsil harcı ile Avukatlık Ücret Tarifesinin 21. maddesine göre icra nispi vekalet ücreti, takip masrafları ve 6802 Sayılı Gider Vergisi Kanunu'nun 28. maddesine göre, faizin BSMV'sinin borca ilavesi gerekir.
Kural olarak Borçlar Kanunu'nun 101. maddesine göre kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi banka tarafından tüketiciye gönderilen son hesap özetinde belirtilen tarih ise de, kredi kardı borçları Borçlar Kanunu'nun 101/2. maddesinde öngörülen miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından anılan maddenin uygulama yeri bulunmamaktadır.
Kredi kartı sözleşmesinin özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akti ilişkinin sona erdirilip, hesap kat edildikten sonra borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarname de ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşacağından; sözü edilen temerrüt tarihinden yasa gereği bankaya başvuru tarihine kadar ana alacağa (asıl alacak+akdi faizden oluşan) %50 temerrüt faizi uygulanacaktır.
Yukarıda belirtilen biçimde oluşan toplam alacağa icra masrafları ve BSMV ilave edildikten sonra, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemeler Borçlar Kanunu'nun 84. maddesi nazara alınarak borçtan mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda borçlu, gerek icra dairesine verdiği itiraz dilekçesinde, gerekse yargılama sırasında mahkemeye sunduğu 12.05.2004 tarihli dilekçede 4822 Sayılı Yasada öngörülen süre içerisinde krediyi veren kuruma başvurduğunu ileri sürmekte ve buna ilişkin noterlik belgesini de ibraz etmektedir. Mahkemece itirazın kaldırılması aşamasında verilecek kararda infazın nasıl yapılacağı yukarıdaki ilkeler esas alınarak belirlenip dava bu şekilde incelenip sonuçlandırılmalıdır. Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle İİK. nun 366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca bozulmasına, 27.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy