(2004 S. K. m. 33, 71) (6762 S. K. m. 662, 730)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin Alacaklı vekilince istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: T.T.K.'nun 730. maddesinin göndermesi ile çekler hakkında da uygulanması gerekli aynı Kanunun 662. maddesinde dava açılması, takip talebinde bulunulması davanın ihbar edilmesi ve alacağın iflas masasına bildirilmesi ile zamanaşımının kesileceği öngörülmüştür.
Somut olayda, borçlu şirket vekili icra mahkemesine başvurusunda, takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde son işlem tarihi olan 29.8.2003 gününden itibaren, 4.5.2004 şikayet tarihine kadar geçen zaman içerisinde alacaklı vekilince icra takip işlemi yapılmaması nedeni ile İ.İ.K.'nun 71. maddesinin göndermesi ile uygulanacak olan aynı Kanun'un 33.maddesi uyarınca zamanaşımı oluştuğundan bahisle icranın geri bırakılmasını talep etmiştir. Borçlu şirket vekilince Sultanbeyli İcra Mahkemesinde 21.4.2003 tarihinde ihalenin feshi isteminde bulunulduğu ve adı geçen mahkemece 25.3.2004 tarihinde ihalenin feshine karar verildiği görülmektedir.
Takip hukukuna ilişkin şikayet niteliğinde olan ihalenin feshi başvurusu T.T.K.'nun 662. maddesinde sayılan zamanaşımını kesen sebepler arasında bulunan dava niteliğinde olmaması sebebi ile zamanaşımını kesmez. Ancak, ihalenin feshi şikayetinin incelenmesi sırasında alacaklı takip dosyasından alacağını tahsil edemeyeceği, dolayısıyla bu konuda satış talebinden başka yapacağı bir işlem bulunmadığı için fiili imkansızlık nedeni ile zamanaşımı süresinin işlemeyeceğinin kabulü gerekir. Dairemizin süreklilik kazanan yerleşik uygulaması bu yöndedir. Alacaklı, yeniden haciz talebinde de bulunmadığından kesinleşmiş haciz sonucu satışı yapılan mallardan dolayı alacağını tahsil etme yönünden dosyayı takipsiz bıraktığından söz edilemez.
O halde yukarıda açıklanan nedenlere dayalı olarak şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, İ.İ.K.'nun 71. maddesinin göndermesi ile aynı Kanun'un 33. maddesi uyarınca icranın davacı yönünden geri bırakılması isabetsizdir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 02.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy