(818 S. K. 388, 449, 450, 452)
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin Borçlu vekilince istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü.
Dosyaya sunulan 30.5.2000 tarih, 10638 yevmiye nolu Ankara 48. Noterliğince düzenlenen vekaletnamede borçlu şirket temsilcisi tarafından vekil S. Y. 'ye dava açmak yetkisi dahil şirket adına geniş yetkiler verildiği görülmektedir. B.K.'nun 449. maddesi uyarınca bu vekaletnamedeki yetki kapsamına göre bu şahsın ticari mümessil sayılması gerekir. Ticari mümessil almış olduğu vekaletname gereği B.K. 'nun 450. maddesi uyarınca müessese sahibi hesabına müessesenin gayesine dahil olan bilumum tasarrufları yapabilir. Ayrıca B.K. 'nun 388/son maddesi gereğince "hususi bir salahiyete haiz olmadıkça vekil dava edemez, sulh olamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz" hükmü de dikkate alındığında vekile vekaletnamede özel olarak dava açma yetkisi de verilmiştir. Ticari bir işletmeye ticari mümessil tayini için bir şekil şartı yoktur. Ticari mümessilin tayininin ticaret siciline tescili kurucu (ihdas) nitelikte değildir. Zira, B.K. 'nun 452. maddesi gereğince mümessil tayin edilirken tescil edilmemiş olsa bile sadece temsil salahiyetinin geri alınması halinde keyfiyetin ticaret siciline kayıt edilmesi zorunludur. Temsil salahiyetinin geri alınması kayıt ve ilan edilmedikçe bu salahiyet geçerli olacağından bu durumda vekil S. Y. 'nin şirket adına şirketin menfaatine hareketle dava açmasında bir usulsüzlük yoktur.
Mahkemece vekaletname kapsamında değerlendirme yapılarak ihalenin feshi davasının esasının incelenmesi gerekirken, ticaret sicilinde kaydı bulunmadığından bahisle aktif husumet sebebiyle davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K. 'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 13.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy