(2004 S. K. m. 170/a)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin alacaklı vekilince istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Alacaklı vekili tarafından borçlular hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine geçilmiş ve adı geçenlere örnek 163 numaralı ödeme emri tebliğ edilmiştir. Borçlular vekili tarafından süresinde icra hakimliğine sunulan itiraz dilekçesinde; ( ... dayanak senetlerin taraflar arasında düzenlenen Finansal Kiralama sözleşmesi nedeniyle aylık kira bedellerinin ödenmesinin garanti altına alınması için aylık kira bedellerine karşılık verildiği, bonolara karşılık ödemeler yapıldığı, takibe "ödedikleri miktarda" itiraz ettiklerini belirterek takibin bu oranda iptalini talep ettiklerini... ) bildirilmiştir. İtiraz dilekçesinin içeriği karşısında, icra takibinin dayanağı olan bonoların finansal kira sözleşmesi gereğince ve aylık kira paraları karşılığında ve bunların tahsili amacıyla sözleşmede yazılı kira borcu için düzenlendiğinin kabulü gerekir. Açıklanan bu olgu ile, bonoların "... finansal kiralama sözleşmesinin teminatı olarak..." verilmesi hususu birbirinden farklıdır. Bu nedenle somut olayda bonoların mücerret borç ikrarını içermediğinden söz edilemeyeceği için alacaklının kambiyo senetlerine mahsus yolla takip hakkı bulunmadığı gerekçesi ile mahkemece takibin iptaline karar verilmesi doğru değildir.
Kaldı ki, İİK.nun 170/a-son maddesi gereğince, borcun kısmen veya tamamen kabul edilmesi halinde, dayanak belgenin kambiyo senedi vasfını taşımadığı gerekçe gösterilerek takip iptal edilemez. Borçlu taraf itirazında borcun varlığını kabul ederek senetlerin bedelini kısmen ödediğini ileri sürüp, ödedikleri kısım yönünden takibin kısmen iptalini talep ettiğine göre, alacaklının kambiyo senetlerine mahsus yolla takip hakkının bulunup bulunmadığı hususu değerlendirilemez ve bu nedene dayalı olarak takibin iptaline karar verilemez. O halde mahkemece borçluların ödeme iddiasının incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken alacaklının kambiyo takibi yapma hakkı bulunmadığından bahisle takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 11.01.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy