(818 S. K. m. 104) (YHGK 09.10.2002 T. 2002/12-709 E. 2002/781 K.)
Yukarıda gün ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 30.12.2003 tarih, 22698/26756 s. daire ilamının müddeti içerisinde tashihen incelenmesi borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Takip dayanağı ilamda kıdem tazminatının geç ödenmesi sebebiyle 1.703.973.397. TL. faizin davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir. Dairemizin evvelki uygulamalarında süregelen içtihatlarında bu tür alacağın niteliği faiz olsa dahi dava açılarak sonuçta bir bedele hükmedildiğinden bu alacağın artık kapitale dönüştüğü cihetle bu alacağa karar gününden itibaren faiz yürütebileceği kabul edilmektedir. Ne var ki, Hukuk Genel Kurulunun önüne gelen Dairemize ilişkin bir uyuşmazlıkta HGK. ca 31.03.2004 gün ve 2004/12-162-163 s. kararında bu nitelikteki faiz alacakları içerisinde BK.nun 104/son maddesine göre faiz yürütülemeyeceği kabul edildiğinden Dairemizce de bu konuda içtihat değişikliğine gidilerek Hukuk Genel Kurul kararı ve sair Hukuk Dairelerinin görüşlerine uygun olarak ilamda hükmedilmesi halinde temelde temerrüt olgusu bulunduğundan ilama dayalı alacaklar için Borçlar Yasasının 104/son maddesi gereğince karar gününden itibaren de faiz istenemeyeceği sonucuna varılmıştır. Zira HGK. nun 2002/12-709-781 s. kararında da açıklandığı üzere temerrüt faizi borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine karar gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdü devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılıktır. Oysa, alacaklıya ilişkin bir para meblağının faiz geliri elde etmek amacıyla ödünç verilmesi veya herhangi bir biçimde bir süre borçluda kalması üzerine faiz ödenmesi öngörülmüş ise kapital faizi söz konusu olur. Hal böyle olunca mahkemece işleyecek faizin iptal edilmesine karar verilmesi doğru ise de, işlemiş faizinde yukarda açıklanan kurallar doğrultusunda iptal edilmesine karar verilmesi gerekirken reddi isabetsizdir.
İcra mahkemesince yukarda açıklanan ilkeler doğrultusunda işlemiş ve işleyecek faizinde iptal edilmesine karar vermek gerekirken bu yöne ait şikayetin reddine karar verilmesi isabetsiz olup, mahkeme kararının bozulması gerekirken onandığı anlaşılmakla, borçlu vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
Sonuç: Borçlu vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 30.12.2003 gün ve 2003/22698-26756 s. onama kararının kaldırılarak, mahkeme kararının yukarda açıklanan sebeplerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 07.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy