(818 S. K. m. 104) (YHGK 09.10.2002 T. 2002/12-709 E. 2002/781 K.)
Yukarıda gün ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içerisinde temyizen incelenmesi borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Takip dayanağı ilamda kömür çıkartmak için yapılan hafriyat karşılığında hükmedilen alacaktan ayrı olarak bu defa faiz isteminde bulunulmasından sonra 79.742.146.349. TL. faizin davalıdan alınarak davacılara verilmesine hükmedilmiştir. Dairemizin evvelki uygulamalarında süregelen içtihatlarında bu tür alacağın niteliği faiz olsa dahi dava açılarak sonuçta bir bedele hükmedildiğinden bu alacağın artık kapitale dönüştüğü cihetle bu alacağa karar gününden itibaren faiz yürütebileceği kabul edilmektedir. Ne var ki, Hukuk Genel Kurulunun önüne gelen Dairemize ilişkin bir uyuşmazlıkta HGK.ca 31.03.2004 gün ve 2004/12-162-163 s. kararında bu nitelikteki faiz alacakları içerisinde BK.nun 104/son maddesine göre faiz yürütülemeyeceği kabul edildiğinden Dairemizce de bu konuda içtihat değişikliğine gidilerek Hukuk Genel Kurul kararı ve sair Hukuk Dairelerinin görüşlerine uygun olarak ilamda hükmedilmesi halinde temelde temerrüt olgusu bulunduğundan ilama dayalı alacaklar için Borçlar Yasasının 104/son maddesi gereğince karar gününden itibaren ve somut olayda olduğu gibi takip tarihi sonrası içerisinde faiz istenemeyeceği sonucuna varılmıştır. Zira HGK.nun 2002/12-709-781 s. kararında da açıklandığı üzere temerrüt faizi borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine karar gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdü devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılıktır. Oysa, alacaklıya ilişkin bir para meblağının faiz geliri elde etmek amacıyla ödünç verilmesi veya herhangi bir biçimde bir süre borçluda kalması üzerine faiz ödenmesi öngörülmüş ise kapital faizi söz konusu olur. Hal böyle olunca mahkemece şikayet kabul edilerek icra emrinde yer alan işleyecek faiz isteminin iptal edilmesine karar verilmesi gerekirken bu talebin reddi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 10.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy