(2004 S.K. m. 40)
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Kural olarak İİK.nun 40. maddesi gereğince (bir ilamın nakzı icra muamelelerini olduğu yerde durdurur.) Anılan madde 2. fıkrasında ise(bir ilam hükmü icra edildikten sonra nakzedilip de, aleyhinde icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kat'i bir ilamla tahakkuk ederse ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski haline iade olunur.) Bu nedenle borçlunun icranın iadesini isteyebilmesi için (İİK.nun 40/2. maddesi gereğince) bozmadan sonra verilecek hükmün kesinleşmesi zorunludur.
Somut olayda Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin bozma kararından sonra kat'i hüküm niteliğinde bir karar oluşmadığından icra mahkemesince şikayetin reddi yerine kabulü isabetsizdir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy