(1475 S. K. m. 14)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Alacaklı takip talepnamesinde kıdem tazminatı alacağı için işlemiş faiz miktarını belirlemeden 16.422.624.000. TL. asıl alacak için 13.04.2001 tarihinden takip tarihine (15.11.2001) ve takipten sonrası içinde tahsil tarihine kadarki dönemler bakımından mevduata uygulanan yıllık en yüksek faiz oranının (yıllık %200) tatbikini istemiştir.
Borçlu belediye vekili, İcra Müdürlüğünden, Merkez Bankasınca bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranlarına göre hesaplama yapılmasını talep etmiş ancak bu talebin anılan müdürlükçe kabul edilmemesi üzerine İcra Mahkemesine bu işlemin iptali için başvurduğu anlaşılmaktadır.
Hakkın doğum tarihi itibariyle kamu bankalarınca Merkez Bankasına bildirilen verilerde bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı %32 olduğundan, alacaklı tarafın takip talebinde gösterdiği oran gerçeği yansıtmamaktadır.
Alacaklı vekili takip dosyasında 25.02.2004 tarihinde talep açarak borçlu vekilinin uygulanmasını istediği Merkez Bankası mevduat faiz oranları dosya içerisinde mevcut olup bu belgelerin bilirkişi incelemesinde esas alınmasına karar verilmesini talep ederim şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dairemizin süreklilik kazanan içtihatlarında, kıdem tazminatı için faiz hesaplamalarında; bir yıllık devreler halinde devre tarihlerinin başlangıcında bir yıllık vadeli mevduata kamu bankalarınca fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının dikkate alınarak sonuca gidilmesi karara bağlanmış ise de, somut olayda tarafların kabulleri gözetilerek, Mahkemece, Merkez Bankasının yazısı ekinde kamu bankalarının bildirdikleri bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranları hakkın doğumu tarihinden itibaren birer yıllık devreler halinde ve her bir devrenin başlangıcındaki oranlar İcra Müdürlüğünce yapılacak hesaplamada esas alınması için ilgili müdürlüğe talimat verilerek şikayetin sonuçlandırılması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde borçlu isteminin reddi yolunda hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 11.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy