(1163 S. K. m. 28) (6762 S. K. m. 179) (YHGK. 05.07.2006 T. 2006/12-512 E. 2006/502 K.) (YHGK. 29.03.2006 T. 2006/12-32 E. 2006/113 K.)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 11.03.2005 tarih, 1706/5083 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki müştekiler vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Müşteki kooperatif ortaklarının İcra Mahkemesine başvuru nedenlerinin ferdi mülkiyete geçilmesi nedeniyle ve kooperatif borcundan sorumlulukları Ana Sözleşme ve Kooperatifler Kanunundaki hükümlere göre koymayı taahhüt ettikleri sermaye payıyla sınırlı olduğundan müflis kooperatifin borcu nedeniyle taşınmazları üzerine işlenen iflas şerhinin kaldırılmasına ilişkindir. Dairemizce incelenen haczedilemezlik şikayeti ile ilgili emsal dosyada bulunan Kooperatif Anasözleşmesinin tetkiki karşısında sözleşmenin 20 ve 21. maddeleri kooperatif ortaklarının ve kooperatifin sınırsız sorumluluğunun düzenlendiğine ilişkin bir hüküm taşımadığı görülmüştür. Bu nedenle daha önce Dairemizce yapılan bozma kararının maddi hataya ilişkin olması nedeniyle bozma kararına uyularak yeniden verilen kararın taraflar açısından usuli kazanılmış hak doğurmayacağı sonucuna varılmıştır.
Kooperatifin borçlarından dolayı ortağın sorumluluğu, ana sözleşme ve kooperatifler kanunundaki hükümlerle sınırlıdır. Nitekim, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 28. maddesinde; ana sözleşmede aksine hüküm olmadıkça kooperatif, alacaklılarına karşı yalnız mamelekleriyle sorumludur denmektedir. O halde, ana sözleşmede kooperatifin sorumluluğu başka türlü düzenlenmedikçe dış borçlar ancak mal varlığı ile ödenecek, bunun dışında kooperatiften herhangi bir istek yapılmayacaktır. Kuşkusuz mal varlığına üyelerin yüklendikleri sermaye payı dahildir. HGK.'da bu esası benimseyerek 17.09.1997 tarih, 1997/11-44 esas - 1997/649 sayılı kararında; 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 28. maddesine göre kooperatif mamelekleriyle sorumludur. Kooperatifin sorumlu olduğu hususlarda ortaklara gidilebilmesi için kooperatifin tasfiye edilmiş sicilden silinmiş olması yeterli değildir. Kooperatifler Kanunu'nda TTK. nun 179. maddesinden farklı bir hüküm getirilmiştir. Ancak, kooperatif aleyhine gerekli takibat yapılarak sonuç alınmaz ise sorumluluk durumlarına göre ortaklarına müracaat edilebilir" ifadesine yer verilmiştir.
Bu açıklamalar karşısında kooperatifin taşınmazına konan hacizden ferdi mülkiyete geçiş sonucu kooperatif üyesinin borcu yüklendiği sermaye payıyla sınırlıdır.
Somut olayda da gözlendiği gibi kooperatif ana sözleşmesinin 20. ve 21. maddeleri yukarıda açıklanan ilkelere aykırı ve farklı bir durum getirmemiştir. Özellikle 21. madde kooperatif amaçlarını gerçekleştirmesini sağlamak için ortaklık payı bedelleri dışında genel kurulca kararlaştırılacak arsa, alt yapı, inşaat ve benzeri gider taksitlerini ödemeyi amaçlamış olup, sözleşmedeki bu hükme dayanılarak az yukarıda açıklanan ilkelerin aksine ferdi mülkiyete geçilen kooperatif ortağının taşınmazına (tasfiye sürecine giren kooperatifin, tasfiye memurlarına) haciz konulmasını gerektirmez. Mahkemece açıklanan nedenlerle şikayetin kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle İcra Mahkemesince ferdi mülkiyete geçilen taşınmazlar üzerindeki iflas şerhinin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı nedenlerle istemin reddi doğru görülmediğinden müştekiler vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
Sonuç: Müştekiler vekilinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 11.03.2005 tarih ve 2005/1706-5083 sayılı onama kararının kaldırılarak, mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 22.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy