(2004 S. K. m. 82, 83) (4721 S. K. m. 686) (1086 S. K. m. 434)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Alacaklı vekilinin Sakarya İcra Mahkemesine sunduğu 18.4.2005 tarihli temyizle ilgili süre tutum dilekçesinin ilgili hakiminin aynı tarihte tasdik şerhi düşülerek havalesinin yapıldığı ve Sakarya İcra Mahkemesinin temyiz defterine kaydedildiği görülmüştür. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 15.1.1985 tarih 1984/5 E. 1985/l Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere harca tabi olmasına karşın harç alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçesi hakkında HUMK. nun 2494 Sayılı Yasa ile değişik 434. madde 3. fıkrası hükmü benzetme yolu ile uygulanır. Bu durumda temyiz isteği dilekçenin temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır. Ancak temyiz harcının mahkeme kalemince hesaplanıp, temyiz edenden istenmesi durumunda HUMK. nun 434/3. madde hükmü gereğince 7 günlük süre içinde ödenmediği belgelendirilmiş ise temyiz isteğinin reddi gerekir. Somut olayda temyiz dilekçesinin yasal süresi içerisinde temyiz defterine kayıt yapıldığından yukarıda açıklanan gerekçelerle icra mahkemesinin temyiz isteğinin 10 günlük süreden sonra olmasından söz ederek temyiz talebinin reddine yönelik 22.04.2005 tarihli kararı yerinde değildir. Bu nedenle anılan kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra 6.4.2005 tarihli karara yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Alacaklının genel haciz yoluyla başlattığı takipte fabrika binası ile birlikte şikayet konusu makinalar da haczedilmiştir. Somut olayda gözlendiği gibi taşınmaz üzerinde ipotek bulunmadığından İİK. nun 83/c maddesinin uygulanma yeri yoktur. Bu nedenle haczedilmezlik şikayeti süreye tabidir. İcra Mahkemesince öncelikle şikayetin süresinde olup olmadığı tesbit edildikten sonra şikayetin süresinde yapıldığının anlaşılması üzerine işin esası incelenmelidir. Kabule göre de M.K. nun 686. maddesinde öngörülen nitelikte ve yerel adetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlanması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı olup olmadığı (teferruat niteliği olup olmadığı) ve bu makinaların bulunmaması halinde, fabrikanın amacına uygun çalışıp çalışmayacağını açıklar ayrıntıyı içermeyen bilirkişi raporuyla, sonuca gidilerek hacizlerin kaldırılması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 26.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy