(4562 S. K. m. 15, 16) (3095 S. K. m. 1)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 4562 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun 16/son maddesinde müteşebbis heyetin yönetim aidatı ile ilgili kararları ilam hükmünde olup,ilamların icrasına ilişkin yolla takip edilir hükmüne yer verilmiştir. Anılan madde gereğince takip dayanağı kararın yönetim aidatına ilişkin olması zorunludur. Somut olayda,icra takibinde istenen alacağın niteliği açıklanmamış olsa da takip dayanağı kararda birikmiş yönetim aidatı olduğu belirtilmiştir. Kaldı ki; borçlu da İcra Mahkemesine başvurusunda takibe konu edilen alacağın arıtma tesisi işletme masrafları olduğunu ileri sürmüş olup anılan yasa uyarınca arıtma tesisi işletme masrafları yönetim aidatı kapsamında olduğundan borçlu vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Borçlu vekili icra mahkemesine başvurusunda takipte istenen faiz oranına da itiraz etmiştir. Takibe konu alacak 4562 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun 16/son maddesinde öngörülen yönetim alacağı olup anılan madde de faize ilişkin özel bir düzenleme olmadığından alacağa 3095 sayılı yasanın 1. maddesine göre yasal faiz hesaplanmalıdır. Aynı yasanın 15. maddesi arsa satış bedelinden kaynaklanan alacaklar hakkında bu maddede öngörülen faize ilişkin düzenlemenin yönetim aidatı alacağına uygulanma imkanı yoktur. Takip dayanağı kararda alacağın yönetim gideri ve vade farkı olduğu belirtildiğine ve takipte de asıl alacak ve vade farkı alacak miktarları belirtilmeden toplam alacak talep edildiğine göre, mahkemece, alacaklıya takip konusu alacağın hangi dönemlere ilişkin olduğu,ne kadarının asıl alacak ne kadarının faiz alacağı olduğu açıklattırıldıktan sonra gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken borçlunun faize itirazı hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemesi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 27.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy