(2004 S. K. m. 170/4)
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraf vekilleri tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Borçlunun imzaya yönelik itirazının kabulüne karar verilmesi halinde, İİK'nın 170/3. maddesi gereğince takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, takibin iptali yönünde hüküm tesisi yasaya aykırıdır.
2- Borçlu vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
İİK'nın 170/4. maddesi gereğince İcra Mahkemesinin, itirazın kabulüne karar vermesi halinde, borçlu yararına tazminata hükmetmesi için adı geçenin talebinin bulunması koşul olarak getirilmemiştir. Ayrıca, takip lehtar tarafından keşideci hakkında yapılmaktadır. Senedin, lehtarı olan takip alacaklısı senet keşidecisi borçlunun imzasının sıhhatini bilebilecek durumdadır. Bonodaki imzanın borçlunun el ürünü olduğunu kontrol etmeden, ya da imzanın huzurunda atılmasını sağlamadan bonoyu alan alacaklı, imzaya itirazı sabit olana karşı başlattığı takipte ağır kusurlu kabul edilmelidir.
O halde, Mahkemece, alacaklının inkar tazminatı ve para cezası ile sorumlu tutulması gerekirken, aksine düşünce ile vazıh şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile, borçlu vekilinin temyiz itirazlarının tümünün kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle alacaklı yararına. (2) nolu bendde yazılı nedenlerle borçlu yararına İİK 366 ve HUMK 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 06.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy