(2004 S. K. m. 179)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: İhtiyati haciz aşamasında icra kefili olan 3. kişilerin bu kefaleti geçerli ise de, kefaletin sonuç doğurması için bilahare asıl borçlu hakkında takibin kesinleşmesi gerekir. Somut olayda, gözlendiği gibi borçlu hakkında iflasın ertelenmesi kararı alınmış olup bu aşamada henüz ödeme emri tebliğ edilmediğinden asıl borçlu hakkındaki takibin kesinleştiğinden söz edilemez. Bu nedenle; alacaklının, iflasın ertelenmesi kararına rağmen icra kefillerini takip etmek için borçluya ödeme emri tebliğ ettirmesine yasal imkan bulunmadığından icra müdürlüğünün alacaklı talebinin reddine ilişkin kararı yerinde olup, mahkemece şikayetin reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 24.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy