(2004 S. K. m. 82/4-12)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: İİK. nun 82/12. maddesi gereğince, borçlunun (haline münasip) evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki (aile) terimi, geniş anlamda olup, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. Mahkemece borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınması için zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tesbit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı alacaklıya ödenmelidir.
İİK. nun 82/4. maddesinde ise, borçlunun çiftçi olması halinde kendisinin ve ailesinin geçinmeleri için zorunlu olan ziraat arazisinin haczedilemeyeceği öngörülmüştür. Anılan madde çiftçi olan borçluların geçinmeleri için zorunlu olan ziraat arazisini kapsadığından, borçlunun bu maddeden yararlanabilmesi için (asıl uğraşısının) çiftçilik olması gerekir.
Somut olayda mahkemece mahallinde keşif yapılmadan yukarıda öngörülen kurallar sadece resmi kurumların cevabı ile yetinilerek sonuca gidilmiştir. Haczedilemezlik şikayetini ileri süren borçlunun bu iddiasını kanıtlama yönünde ispat külfeti kendisine aittir. Bu durumda mahkemenin keşif giderlerini yatırmak üzere alacaklı tarafa mehil vermesi açıklanan bu genel kurala aykırıdır. Ayrıca keşif yapılmaksızın ve bilirkişinin görüşüne başvurulmadan İİK. nun 82/4. ve 82/12. maddelerinde yer alan koşulların oluşup oluşmadığının sadece resmi kurumların cevabına göre belirlenmesi de doğru değildir.
O halde mahkemece mahallinde keşif yapılması, keşif giderlerinin borçluya yükletilmesi ve her iki konudaki haczedilmezlik şikayetinin yukarıda açıklanan kurallara göre belirlenip değerlendirilmesi yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 21.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy