(2004 S. K. m. 68)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Alacaklı tarafından ipotek akit tablosuna dayalı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibine geçilmiş, borçluya örnek 152 nolu ödeme emri tebliğ edilmiştir. Borçlu vekili İcra Dairesine verdiği itiraz dilekçesinde borcun ödendiğini belirterek borca itiraz etmiş, İcra Mahkemesince yapılan yargılama sırasında davaya cevabında da borcun ödendiği iddiasını tekrar etmiştir. Borçlu borcu doğuran hukuki ilişkiyi kabul edip, itirazını sadece ödeme olgusuna dayandırdığına göre, takip dayanağı belgenin anılan kanunun 68/l. maddesinde belirtilen belgelerden olup olmadığına bakılmaksızın, borçlunun ödeme iddiası üzerinde durulmalıdır.
Çünkü anılan maddedeki yazılı belgelerle ispatlanacak olan hukuki ilişki ve borçtur. Borçlu hukuki ilişki ve borcu kabul edip ödediğini ileri sürdüğüne göre kabul edilen bir hususun ayrıca İİK. nun 68/l. maddesinde yazılı belgelerle ispatına yer olmadığı kabul edilmelidir. (H.G.K. nun 4.12.1985 tarih ve 1984/12-527 E. 984 K.) Borçlu tarafından borcun ödendiği İİK. nun 68/1. maddesinde yazılı nitelikte belgelerle ispatlanamadığından mahkemece itirazın kaldırılması isteminin kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir. Kabule göre de, İcra ve İflas Kanunun 4949 Sayılı Kanunla değişik 68/son fıkrasının ilk cümlesine göre; itirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi halinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine tazminata mahkum edilir. İcra Mahkemesince alacaklının itirazın kaldırılması istemi sadece takip dayanağı belgenin İ.İ.K.'nun 68/1.maddesinde belirtilen belge niteliğinde olmadığından bahisle işin esası incelenmeksizin reddedildiğinden ve bu nedenle borçlu yararına tazminat verilmesi için aynı maddenin son bendinde öngörülen (talebin esasa ilişkin nedenlerle reddi) şeklindeki koşul oluşmadığından alacaklının tazminatla sorumlu tutulması ve bu tazminatın asıl alacak yerine fer'i alacakları da kapsar şekilde takibe konu alacağın tamamı üzerinden tayini doğru değildir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 29.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy