(2004 S. K. m. 1, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144)
Dava ve Karar : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İİK'in 106-144. maddelerinde paraya çevirme ile ilgili hükümler yer almış aynı Kanunun 1. maddesi gereğince artırma bedelinin 2. artırmada menkulün tahmin edilen kıymetinin % 40'ını bulması satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacaklarının toplamından fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paraların paylaştırma masrafını geçmesi zorunlu kılınmıştır. Bu durumda satış bedelinin tüm icra masraflarını değil, paraya çevirme ve paylaştırma giderlerini geçmesi gerektiğinin hüküm altına alındığı görülmekte satış talebinden ihale tarihine kadarki paraya çevirme ve paylaştırma giderlerini hesaplanmada dikkate alınması gerekmektedir. O halde, satış talebi ile ihale tarihi arasındaki yediemin ücretinin de paraya çevirme giderlerine dahil olduğu kabul edilerek, artırma bedelinin hesaplanmasında dikkate alınması zorunludur. Somut olayda 2. artırmada menkullerin artırma bedelinin muhammen bedelin % 40'ını karşıladığı anlaşılmakta ise de gazete ilan bedeli ve özellikle yediemine satış tarihine kadar ödenen ücret göz önüne alındığında artırma bedelinin satış ve paraya çevirme masraflarını karşılamadığı görülmektedir. Somut olayda ihale bedeline göre 500.000.000.-TL. paylaştırma masrafı payının kaldığı tespit edilmiş olup yalnızca gazete ilan gideri 236.000.000.TL'dir. Mahkemece Yasanın emredici kuralına aykırı ve kamu düzenine ilişkin olan bu hususun resen nazara alınarak, yediemin ücreti ve diğer satış giderleri de hesaplamaya dahil edilerek ihale bedelinin yukarıda öngörülen ilkelere uygun olup olmadığının Yargıtay denetimine imkan tanıyacak şekilde hesaplanıp değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK'un 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 06.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy