(2004 S. K. m. 82, 89)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili ve alacaklı Aziz Muhterem Kocatürk vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1- Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre alacaklı Aziz Muhterem Kocatürk vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2- Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İİK. nun 89/12. maddesinde, borçlunun haline münasip evinin haczolunamayacağı belirlendikten sonra, aynı maddede (ancak, evin kıymeti fazla ise bedelinden haline münasip bir yer alınabilecek miktarı borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılır.) hükmüne yer verilmiştir. Şikâyet konusu 25 parsel sayılı taşınmaz borçlunun murisi adına kayıtlı olup borçluya isabet edecek hisse üzerine haciz konulmuştur. Bu durumda veraset ilamına göre borçlunun taşınmazdaki hissesi belirlendikten sonra taşınmazın tamamının değeri üzerinden borçlu hissesine isabet edecek değer belirlenmelidir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise borçlu tarafından fiilen kullanıldığından bahisle zemin katta bulunan meskene değer tespit edilmesi doğru değildir. O halde Mahkemece, yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda bilirkişiden ek rapor alınması suretiyle taşınmazdaki borçlu hissesinin değerinin tespit edilip oluşacak sonuca göre meskeniyet şikâyeti hakkında bir karar verilmesi gerekirken hatalı değer belirleyen bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Borçlu İİK. nun 82/4. maddesi uyarınca 710 parsel sayılı taşınmaz yönünden haczedilmezlik şikâyetinde bulunmuştur.
Borçlunun Köyde yaşadığı ve çiftçi olduğu dinlenen tanık beyanları ve sunulan belgelerle ispatlanmış olup bu husus mahkemece de kabul edilmiştir. Yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda bu taşınmazın borçlunun geçimi için zaruri olduğu bildirilmiştir. Taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde Ziraat Bankası lehine ipotek tesis edildiği görülmüştür. Borçlunun daha önce ipotek ettiği taşınmazı hakkında sonradan haczedilmezlik şikâyetinde bulunabilmesi için ipoteğin mesken kredisi, esnaf kredisi ve zirai kredi gibi alınacak krediler nedeniyle ve zorunlu olarak kurulmuş ipoteklerden bulunması gereklidir. O halde Mahkemece ipotek akit tablosu getirtilip ipoteğin niteliği tespit edildikten sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile ve şu anda gelir getirmediği bağ ekimi nedeniyle iki yıl sonra gelir getireceğinden bahisle yasal olmayan gerekçelerle anılan taşınmaz yönünden şikâyetin reddi doğru değildir.
Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366. ve HUMK. 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 29.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy