(3095 S. K. m. 1) (2709 S. K. m. 46) (2004 S. K. m. 366) (1086 S. K. m. 428)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraf vekilleri tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1- Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Karar, temyiz edene 22.07.2005 tarihinde tefhim edildiği halde temyiz dilekçesi belirli süre geçirildikten sonra 11.10.2005 tarihinde verilip kaydettirilmiştir. Süre aşımı bakımından temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2- Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Anayasanın 4709 Sayılı Kanun ile değişik 46/son maddesi hükmüne göre kesin hükme bağlanan (kesinleşmiş) kamulaştırma bedellerinin ödenmemesi halinde, kesinleşme tarihinden (bu tarih 17.10.2001 tarihinde veya bu tarihten sonra olmak koşulu da gözetilerek) sonra için kamu alacaklı için öngörülen en yüksek faizin uygulanması talep edilebilir. Bir başka anlatımla henüz kesinleşmemiş kamulaştırma bedelleri için 17.10.2001 tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranı uygulanmaz. Bu oran kararın kesinleşme tarihinden sonrası için hesaplamada dikkate alınacaktır. Bu duruma Mahkemece dayanak ilamın kesinleşme tarihi belirlenmeli, kesinleşme tarihine kadar 3095 Sayılı Kanunun 1. maddesindeki oranlar kesinleşme tarihinden sonra ise (17.10.2001'den sonra olması koşulu dikkate alınarak) Anayasanın 46/son maddesinde yazılı faiz oranı tatbik edilerek sonuca gidilmelidir.
Somut olayda takibe dayanak ilam 31.10.2002 tarihinde kesinleştiği halde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise bu tarihin 23.05.2002 olarak kabul edilip, bu tarihe göre hesaplama yapılması doğru bulunmamaktadır.
Mahkemece yapılacak iş; ilamın kesinleşme tarihi olan 31.10.2002 tarihine kadar 3095 Sayılı Kanunun 1.maddesindeki yasal faiz oranları, 31.10.2002 tarihinden sonra ise Anayasanın 4709 Sayılı Kanunla değişik 46/son maddesinde öngörülen faiz oranlarının uygulanmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir. O halde, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna dayanılarak sonuca gidilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 29.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy