(7201 S. K. m. 17, 21) (Tebligat Tüzüğü m. 28)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Takip konusu olan bonoda keşidecinin adresi Davutpaşa Cd. Emirtaş Kazım Dinçer Sitesi No: 94 Topkapı / İST. olarak yazılmıştır. Ödeme emri bu adresin dışında Esenşehir Mh. Evren Sok. No:10 Dudullu-Ümraniye/İST. adresinde işçisi olduğu bildirilen Ahmet Bilici'ye 18.06.2004 tarihinde tebliğ edilmiştir. Borçlu vekilinin İcra Mahkemesine başvuru dilekçesinde; kendisine ait olmayan bir adreste birlikte çalışan işçisi nitelemesi ile hiç tanımadıkları Ahmet Bilici isimli kişiye ödeme emri tebliğ edilip takibin kesinleştirildiği, bu duruma borçlu Yusuf'un eniştesi olan Orhan Biber'in işyerinde 21.07.2004 tarihinde haciz yapıldığı sırada tesadüfen orada bulunduğunu iddia ettiği oğlu Serhat Toru'nun durumu öğrenmesi üzerine icra takibine muttali oldukları öne sürülerek ödeme emri tebliğ işleminin 21.07.2004 tarihi olarak düzeltilmesi ve senet metninde teminat kelimesinin de bulunması nedeni ile takibin iptaline karar verilmesi istenmiştir.
Mahkemece, herhangi bir araştırma yapılmadan tebligat işleminin Tebligat Kanunu'nun 21 ve Tüzüğün 28.maddelerine aykırı olduğundan bahisle ödeme emri tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak bildirilen 21.07.2004 olarak düzeltilmesine, senet bedelinin teminat olarak ahzolunduğundan bahisle de takibin iptaline karar verilmiştir. Yapılan bu tebliğ işlemi 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 17.maddesine göre geçerli bulunmaktadır. Ancak, borçlu, tebligatı alan Ahmet Bilici'yi hiç tanımadığını öne sürmüş, Mahkemece bu konudaki iddianın ispatı açısından adı geçenden delilleri sorulup herhangi bir araştırma yapılmadan, olayda uygulama alanı bulunmayan 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 21 ve Tüzüğün 28.maddeleri gerekçe gösterilerek ödeme emri tebliğ tarihinin bildirilen 21.07.2004 olarak düzeltilmesine karar verilmesi yasaya aykırıdır. Kabule göre de; senet metnindeki teminat kelimesinin neyin teminatı olduğu açıkça belirtilmediğinden ve borçlu Yusuf ile lehtar arasında tanzim edilen sözleşmede, takip alacaklısı taraf olmadığı için anılan senedin alacaklı açısından teminat senedi kabul edilerek takibin iptali yönünde hüküm kurulması da doğru bulunmamıştır. O halde eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 22.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy