(6762 S. K. m. 12, 21) (3095 S. K. m. 2) (2004 S. m. 366)
Dava: Yukarıda gün ve numarası yazılı mahkeme kararının reddini mutazammın 08.03.2005 tarih, 1497/4636 s. daire ilamının müddeti içerisinde tashihen incelenmesi alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Borçlunun şikayeti icra takibinde istenen işlemiş faiz miktarına ait olup, Mahkemece işlemiş faiz talebinin kısmen iptal edildiği ve iptal edilen kısım yönünden kararın alacaklı vekilince temyiz edildiği, bu hali ile uyuşmazlık konusu değerin 2.570.000.000 TL.'yi aştığı durumda Dairemizce maddi yanılgı sonucu temyiz isteminin reddine karar verilmesi yerinde olmadığından alacaklı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemiz 08.03.2005 tarih, 2005/1497-4636 s. temyiz dilekçesinin reddine ait kararının oybirliği ile kaldırılmasına karar verilmesinden sonra alacaklı vekilinin 20.11.2002 günlü temyiz istemi yönünden incelemeye geçildi;
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Adi ve ticari faiz ayırımı, faizin bağlı olduğu para borcunun hangi hukuki ortamda doğduğuna bağlı olarak yapılan bir belirlemedir. Ticari faizin söz konusu olabilmesi için, asıl borcun bir ticari işten kaynaklanması gerekir. Takip dayanağı ilam, alacaklı arsa sahibi ile borçlu müteahhit arasında düzenlenen istisna (eser) sözleşmesine dayalı olarak açılan nama ifa davasına ilişkindir. TTK. nun 12/3. maddesi uyarınca, her çeşit imal ve inşa, ticari iştir. TTK. nun 21/2. maddesine göre de, bir taraf için ticari iş mahiyetinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, sair taraf için de ticari iş sayılır. Ticari işte de ticari faiz uygulanır. Bu durumda, alacağa, 3095 S. Yasanın 2/2. maddesinde ön görülen avanslarla ilgili ticari işlerdeki temerrüt faiz oranlarının uygulanması gerekirken Mahkemece iskonto faiz oranlarına göre hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm tesisi isabetsizdir.
Ayrıca borçlu vekilinin şikayeti kısmen reddedildiğine göre alacaklının yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulması ve vekille temsil olunmasına karşın, lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru değildir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 26.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy