(6102 S. K. m. 733, 734)
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı A. R. G. firması arasında, Marmaris ilçesindeki Fortuna Otel’in kiralanması hususunda 1991 yılında sözleşme imzalandığını ve bilahare taraflar arasında 1993 yılında varılan anlaşmayla kiracının kira akdindeki haklarını ...... Turizm Ltd. Şti’ne devrettiğini, davalı O. A.’ın kira sözleşmesinin müteselsil kefili ve aynı zamanda ...... Turizm Ltd. Şti.’nin hakim ortağı olduğunu, kira bedellerinin çoğu zaman davalının şahsi çekleri ile ödendiğini, ancak 1998 yılından sonra kira bedeli ödenmediğini ve verilen çeklerin karşılıksız çıktığını, ödenmeyen kira bedellerinin tahsili amacıyla kiracı ...... Turizm Ltd. Şti. aleyhine girişilen icra takibi ve açılan itirazın iptali davası sonucunda da şirketin malvarlığı bulunmadığından alacağın tahsil edilemediğini ileri sürerek, 31.07.1998 ve 31.08.1998 tarihinde ödenmesi gereken kira bedellerine karşılık olmak üzere davalı tarafından keşide olunan ve karşılıksız çıkan toplam 300.000 DM tutarındaki iki adet çekten ötürü, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 262.606,05.-YTL’nın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının, eldeki davanın konusunu oluşturan kira alacağı ile birlikte toplam 450.000.-DM’ın tahsili amacıyla müvekkili hakkında icra takibi yaptığını, itiraz üzerine duran takibin devamı için açmış olduğu itirazın iptali davasının Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce reddedildiğini, kararın henüz temyiz aşamasında olduğunu, bu şekilde aynı alacak için derdest bir davaya rağmen açılan bu davanın reddi gerektiğini, keza dava konusu çeklere dayalı olarak müvekkili hakkında yapılan takibin de çeklerin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle Merci Hakimliği’nce iptal edildiğini ve kararın kesinleştiğini, ortada kesin hüküm bulunduğunu, esas açısından da davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, aşamada Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleşen Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/730 esas, 2003/26 karar sayılı kararının, işbu dava bakımından kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; kararın davacı vekili tarafından temyiz olunması üzerine, Dairemizin 29.05.2008 tarih ve 2008/4656-7034 sayılı ilamı ile, özetle, “eldeki davanın davadışı kiracı şirketin kira borcuna istinaden davalı tarafından keşide olunan ve karşılıksız çıkan çek bedellerinin tahsiline yönelik bir alacak davası niteliğinde olduğu, mahkemenin red kararına dayanak gösterilen davada ise, davalının kira sözleşmesinin kefili olduğu savına dayanıldığı, öte yandan eldeki davadaki çeklerin muhatabının yabancı banka olması nedeniyle her iki davadaki hukuksal nedenlerinin de farklı olduğu, bu nedenle reddedilen davanın işbu dava bakımından kesin hüküm oluşturmayacağı, TTK’nun 733 ve 734. maddeleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken kesin hüküm nedeniyle davanın reddinin doğru olmadığı” gerekçeleriyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bu kez davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, bir miktar kira alacağına yönelik keşide olunan ve karşılıksız çıkan çek bedellerinin tahsiline yönelik bir alacak davasıdır.
Davalının kesin hüküm savunmasına ilişen Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/730 Esas sayılı dava dosyası, kira bedellerinin tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, söz konusu davada, davacı yanca icra takibine konu alacağın hukuksal nedenleri açıklanırken davalının kira sözleşmesinin kefili olduğu ileri sürülmüş, işbu davaya konu çekler davalının kefaletinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak ifade edilmiştir. Anılan davada, davalının kefaleti dışında, ayrıca, asıl kiracının kira borcunu doğrudan üstlendiği de belirtilmek suretiyle, aylık kira bedellerinin kiracı şirketin hakim ortağı olan davalının şahsi çekleriyle ödenmekte olduğu, bu yönde davalı tarafından keşide olunan işbu davaya konu iki adet çekin de karşılıksız çıkmış olduğu ileri sürülmüştür. Böylelikle işbu davaya konu çekler ve karşılıksız çıkmış olmaları olgusu, birden fazla hukuksal nedene dayalı olarak ikame edildiği anlaşılan ilk davanın dayanakları (maddi vakıaları = dava sebepleri) arasında gösterildiği gibi bu davanın da yegane maddi dayanağı olduğu açıktır. İlk davanın görüldüğü Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce, davacının davada dayanmış olduğu hukuksal nedenlerden sadece kefalete ilişkin yasa maddeleri nazara alınıp somut olaya uygulanmak suretiyle, davalının kefaletten kaynaklanan bir borcunun bulunmadığı kanaatiyle davanın reddine hükmedildiği ve fakat davalının kira borcunu üstlendiğine ilişen hukuksal nedenler bakımından bir değerlendirme yapılmadığı, mahkemece verilen bu yoldaki red kararının Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bir maddi vakıanın (dava sebebinin) birden fazla hukuksal nedene dayalı olarak ileri sürülmesi hali, doktrin ve uygulamada “mütelahik dava” olarak adlandırılmaktadır. Bu nitelikteki davalarda, mahkemece, davaya uygulanması gereken yasa maddelerinden (hukuksal nedenlerden) sadece birine göre inceleme yapılarak davanın reddi halinde, ilk davada incelenmemiş olan kanun hükümlerine dayanılarak yeni bir dava açılması mümkün olmayıp, açılmış ise kesin hüküm nedeniyle reddedilmelidir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.1, 4.bası, sh.959, p.3).
Bu durumda davacının işbu davanın mesnedi olan iki aylık kira bedeline ilişkin keşide edilen çeklerin karşılıksız çıkması olgusunun ilk davada verilen ve kesinleşen red kararının kapsamında kaldığı, mezkur red kararının, yukarda yapılan açıklamalar da gözetildiğinde, aynı maddi vakıaya dayalı olarak açılan işbu dava bakımından kesin hüküm niteliğinde bulunduğunun kabulü zorunludur. O halde, kesin hükme dayalı olarak davanın reddine ilişen mahkeme kararı yerinde olmakla, davalının karar düzeltme isteminin kabulüyle, Dairemizin 29.5.2008 tarihli bozma kararının kaldırılması ve mahkeme kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 29.5.2008 tarih ve 2008/4656 Esas, 2008/7034 Karar sayılı bozma kararının kaldırılmasına ve hükmün ONANMASINA, ödediği karar düzeltme harcın isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 25.12.2008 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)