MAHKEMESİ : Kayseri 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 01/04/2014
NUMARASI : 2014/245-2014/259
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayetçi icra mahkemesine başvurusunda, alacaklının talebi üzerine Kayseri 1. İcra Müdürlüğünün 2005/12895 esas sayılı dosyasından adına kayıtlı .. İlçesi .. Mah. 8 ada 22 parsel numaralı taşınmazına haciz şerhi konulduğunu, yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunu, davalı alacaklıya herhangi bir borcu olmadığı gibi aleyhine icra takibi de bulunmadığını ileri sürerek haczin kaldırılmasını istediği, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda borçlulardan S. A. adına kayıtlı . ili . İlçesi . Mah. 8 ada 22 parsel numaralı taşınmazın takip başladıktan sonra şikayetçiye satıldığı, taşınmazla ilgili, alacaklı tarafından Kozaklı Asliye hukuk Mahkemesinin 26/01/2012 tarih 2011/27 esas 2012/7 karar sayılı dosyasında Kayseri 1. İcra Müdürlüğünün 2005/12895 esas sayılı takip dosyasına konu alacak ve eklentileri ile sınırlı olarak tasarrufun iptaline karar verildiği, alacaklı tarafından taşınmaz üzerine haciz konulmasının istendiği, icra müdürlüğünce talebin kabulü ile taşınmaz üzerine 17/03/2014 tarihinde haciz konulduğu görülmektedir.
Hukuk Genel Kurulu'nun 07.04.2004 tarih ve 2004/12-210 E. 2004/208 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, taşınmazın borçlunun borcu nedeniyle haciz edilebilmesi için haciz tarihinde borçlunun adına kayıtlı olması zorunludur. Bir başka deyişle; haciz tarihinde takipte taraf olmayan 3.kişi adına kayıtlı olan taşınmaz borçlunun borcu için haczedilemez.
İİK'nun 277 ve müteakip maddelerinde düzenlenmiş olan tasarrufun iptali davası, ayni değil, şahsi dava olup, borçlunun hukuki işlemlerini yok edici nitelikte bir hukuki sonuç doğurmaz. Bir başka anlatımla, bu nitelikteki dava sonunda taşınır ya da taşınmaz mülkiyeti el değiştirmez sadece alacaklının takip konusu alacağının tahsili olanağını sağlar.
Hacze dayanak yapılan tasarrufun iptali ilamında anılan yasa hükmüne uygun olarak yalnızca satış işleminin iptaline karar verilmekle yetinilmiş olup 3. kişi adına olan tapu kaydının iptali ile borçlu adına tesciline dair bir hüküm kurulmadığından taşınmazın mülkiyeti 3. kişiye aittir.
O halde mahkemece, şikayete konu taşınmaza haczin konduğu tarihte, taşınmaz takip borçlusu adına kayıtlı olmadığından, şikayetin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy