(2004 S. K. m. 36, 85) (6100 S. K. m. 297)
Dava: Mahalli mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Alacaklının, genel haciz yoluyla başlattığı takipte, borçlunun, itirazın iptaline ilişkin kararı tehir-i icra talepli olarak temyizi üzerine, dosya borcunun teminat olarak dosyaya depo edildiğini ve hacizlerin kaldırılmasına karar verildiğini ileri sürerek, hacizlerin kaldırılması işleminin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK'nın 36. maddesi gereğince; ilâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilat veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için bölge
adliye mahkemesi veya Yargıtay'dan karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir.
Somut olayda, alacaklı tarafından genel haciz yolu ile takibe başlandığı, borçlunun itirazı üzerine alacaklının açtığı itirazın iptali davasında Çan Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.12.2013 tarih ve 2012/317 E.-2013/380 K. sayılı kararı ile itirazın iptali ile takibin devamına karar verildiği, alacaklının talebi ile haciz işlemlerinin uygulandığı, daha sonra borçlu vekilinin teminat mektubunu ibraz ederek itirazın iptaline ilişkin kararı tehir-i icra talepli olarak temyiz ettiklerini, mehil vesikası verilmesini, talep ettiği, icra mahkemesince teminat mektubunun İİK.nun 36. maddesi gereğince teminat olarak kabulü üzerine, icra müdürlüğünce borçlunun talebi olmaksızın resen hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.
İİK.nın 36. maddesi gereğince teminat yatırılması ile icranın geri bırakılması yönünde karar getirilmek üzere borçluya mühlet verilmesi, icra takibini olduğu yerde durduracağından, bu tarihten önce konulan hacizlerin geçerliliğini etkilemez ve hacizlerin kaldırılması sonucunu doğurmaz. Ayrıca teminat, ne için verilmiş ise sadece o amaç için geçerlidir. Teminatın borcun ödenmesine yönelik olmaması karşısında haczin kaldırılması doğru değildir. Kaldı ki icra müdürünün, alacaklının veya borçlunun talebi olmaksızın, resen İİK 85 maddesini gözeterek konulmuş olan hacizleri kaldırma yetkisi yoktur.
O halde, mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir.
Öte yandan HMK'nın 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereği hükümde "gerekçeli kararın yazıldığı tarihin" yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK'nın 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.06.2014 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy