MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1-Borçlu ...’ın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Temyiz dilekçesi içeriğine, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Borçlu ...’ın temyiz itirazlarına gelince;
Bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte, borçlu İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; takibe konu senedin diğer takip borçlusu ... tarafından vekaletnameye istinaden düzenlendiği, kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi içermeyen vekaletnameye dayanarak borçlu olamayacağı iddiasıyla borca itiraz ettiği, aynı takip dosyasındaki diğer borçlu ...’ın ise ayrı bir dava ile; sair itirazlarının yanında alacaklıya borcunun bulunmadığını, senedin teminat senedi olduğundan takibin iptalini talep ettiği anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince borçluların açtığı davaların birleşmesine karar verilmekle, asıl davada ...'ın borca ve imzaya itiraz davasının kabulü ile takibin durdurulmasına, birleşen davada borçlu ...'ın borca itiraz davasının reddine karar verildiği, borçlu ... ve alacaklının istinaf yoluna başvurduğu, ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince Birleşen davadaki borçlu ...’ın istinaf talebinin esastan reddine, alacaklının istinaf talebinin kabulü ile; HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, asıl dava yönünden; borçlu ...’ın borca itiraz davasının reddi ile asıl alacağın % 20 oranında tazminat ödenmesine, birleşen dava dosyası yönünden borçlu ...’ın borca itiraz davasının reddine karar verildiği görülmüştür.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 502/1. maddesinde "Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir." hükmü düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 504/3. maddesinde; "Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça
dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz" hükmüne yer verilmiştir. Ticari vekilin kambiyo taahhüdü altına girmesi de, aynı Kanun'un 551. maddesinde özel yetkinin bulunması koşuluna bağlanmıştı
Diğer taraftan esnaf faaliyetlerini yürüten kişinin, 6098 sayılı TBK’nun 40. vd. maddeleri uyarınca, kendisine, temsilci tayini mümkün ise de temsilcinin, kambiyo taahhüdünde bulunması aynı kanunun 504/3. maddesi uyarınca, vekâlette, özel olarak yetkili kılınmasına bağlıdır.
Somut olayda, takip alacaklısı, takibe konu bononun, Kars 2. Noterliği'nin 29/04/2013 tarih ve 02766 yevmiye numaralı vekaletnamesi kapsamında ticari temsilci ... tarafından keşide edildiğini iddia etmiştir. Takip borçlusunun, takibe konu bonodaki imzanın ...’a ait olmadığı yönünde itirazının bulunmaması karşısında, başvuru bu haliyle borca itiraz niteliğindedir.
Takip borçlusu ...’ın esnaf olduğunu iddia etmesi karşısında, getirtilen kayıtlara göre ticari sicil kaydına rastlanmadığı esnaf işletmesine yönelik kaydının olduğu görülmüştür.
Vekaletname içeriğine göre, ...’ın, ...’a açıkça kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi vermediği, her ne kadar esnaf faaliyetlerinin yürütülmesi için temsilci tayini mümkün ise de, vekâletnamede buna yönelik özel olarak yetki içermediği görülmektedir. Borçlu ...’ın yazılı sebeplerle ticari mümessil olmadığının anlaşılması karşısında, Bölge Adliye Mahkemesince; vekaletname ile verilen yetkilerin sınırlı yetki olduğu, kambiyo taahhüdünde bulunmayı kapsamadığı, bu sebeple de borçlu ...'ın, adına atılmış olan imza sebebi ile borçtan sorumlu olmayacağından, borca itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca alacaklının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Borçlu ...’ın temyiz itirazlarının kabulü ile, ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 27.11.2018 tarih ve 2018/1603 E. - 2018/1923 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13/02/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy