MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
A-Hükümlü ... ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Hükümlü ... ... hakkında kurulan 03/11/2004 gün ve 2001/1263 esas ve 2004/928 karar sayılı önceki hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 günlü, 2007/125-186 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Hükümlü hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, aynı dosyada sanık olan ...'a ilişkin ilk hükmün, adı geçen sanık tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 5320 sayılı Yasanın 8/2. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için iadesi üzerine, hakkında hüküm kesinleşmiş olan hükümlü ... ... ’un tekrar yargılama sürecine dahil edilerek, 2. hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm, hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir.
Bu nedenlerle, hükümlü ... ... hakkında yeniden kurulan 2. hükme yönelik, hükümlü müdafiinin konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE, 5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesine göre, gereğinin taktiri yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın incelenmeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
B-Sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca lehe yasa değerlendirilmesi açısından dosya iade edildikten sonra, sanığa duruşma günü bildirilmeden, bildirilmişse buna ilişkin tebligat parçası dosyaya eklenmeden, savunma hakkı kısıtlanarak yargılamaya devamla hüküm kurulması,
2-Sanığın eşyaların bir kısmıyla birlikte yakalandığında kalanının diğer sanık ... ...'un evinde olduğunu beyan ederek mağdura kısmen iade edilmesini sağladığı, mağdurun kovuşturma aşamasında şikayetinden vazgeçtiği anlaşıldığına göre, 5237 sayılı TCK'nun 142/1-b, 143 ve mağdurun kısmi iade nedeniyle ceza indirimine rıza göstermesi halinde ayrıca 168/1. maddeleri uyarınca hüküm kurularak çıkan sonucun 765 sayılı TCK'ya göre kurulan hüküm sonucuyla karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenip uygulanması gerektiği düşünülmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 28/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi