MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
...
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Suça sürüklenen çocuğun, müştekiye ait park halindeki aracın kilitli kapısını asma kilit anahtarı ile açıp çalıştırarak gerçekleştirdiği hırsızlık eyleminin, 5237 sayılı TCK'nın 142/2-d maddesine uyan suçu oluşturduğunun gözetilmemesi,
2- Suça sürüklenen çocuğun otomobili saat 05.00’te çaldığını beyan ettiği, suç tarihinde güneşin saat 18.55’de batıp 04.41'te doğduğu, müştekinin bir gün önce saat 23.30’da otomobili park edip olaydan sonra saat 10.00’da hırsızlığı fark edip ihbarda bulunduğunun anlaşılması karşısında; eylemin gece işlendiğine dair delillerin neler olduğu karar yerinde değerlendirilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması,
3- Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması durumunda uygulanabilecek olan 5237 sayılı TCK’nın 51. maddesi ile suça sürüklenen çocuğun daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları itibarıyla bir cezaya hükmedilmesine gerek görülmemesi, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, koşullarının varlığı halinde uygulanabilecek olan suç tarihinde yürürlükte bulunan 5395 sayılı Yasanın 23. maddesinin koşulları ve sonuçları değerlendirilirken; sabıkasız olması ve yargılama süresinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda kanaat geldiğinden cezasının ertelenmesine karar verildiği halde, “suçun niteliğine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat oluşmadığından” denilmek suretiyle yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, ..//.
-2-
4- 5237 sayılı TCK'nın 51/3 maddesinde, cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirleneceği, bu sürenin alt sınırı, mahkûm olunan ceza süresinden az olamayacağı belirtilmek suretiyle denetim süresinin başlangıcı hakkında bir düzenlemeye yer verilmemiş ise de; maddenin gerekçesinde vurgulandığı üzere, ertelemenin ceza infaz kurumu hâline getirilmiş olması ve 5275 sayılı CGTİHK’nun 4. maddesinde mahkûmiyet hükümlerinin kesinleşmedikçe infaz olunamayacağının belirtilmesi karşısında, erteleme halinde denetim süresinin kararın kesinleşmesinden itibaren başlayacağı gözetilmeyerek “suç tarihi ile karar kesinleşene kadar ve karar kesinleştiği tarihten itibaren geçecek üç yıllık denetim süresi içinde sanığın her hangi bir suç işlemesi halinde sanığa verilen hapis cezasının infazına” denilmek suretiyle yasal üç yıllık denetim süresini aşacak şekilde belirsiz bir süre için belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 14.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...