MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21 ve Tebligat Tüzüğü'nün 28.maddeleri uyarınca, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiç biri gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclis üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması ve yaptığı bu araştırma sonucunda muhatap ve onun adına tebligat yapılabilecek kimseler o adreste bulundukları halde tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar ve ihtiyar heyeti veya meclis azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna imza mukabilinde teslim etmesi ve Tüzüğe ekli 2 örnek numaralı ihbarnameyi muhatabın kapısına yapıştırarak, durumu en yakın komşusundan birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirmesi gerektiğinin anlaşılması karşısısnda; gerekçeli kararın 07/04/2010 tarihinde Yasanın 21. maddesi uyarınca tebliğ edilmiş ise de, muhatabın adresinde bulunmama nedeninin bilinmesi muhtemel yerlerden araştırıldığına dair bir kaydın tebliğ belgesinde yer almadığı, dolayısıyla tebliğin usule aykırı olarak yapıldığı, bu nedenle sanığın öğrenme ile hükmü süresi içerisinde temyiz ettiği anlaşılmakla, temyiz isteğinin reddine ilişkin kararına yönelik temyiz yerinde görüldüğünden 10.05.2010 tarihli red kararının kaldırılması suretiyle yapılan incelemede;
Sanık ... yakalandığında Atalay Şiraz'ın kimlik bilgilerini verdiği daha sonra gerçek kimliğini kolluğa bildirdiği anlaşılmakla; gerçekte Atalay Şiraz isminde bir şahsın varlığının tespiti halinde TCK'nın 267/1 maddesi delaletiyle 268. maddesi uyarınca ''iftira'' suçundan, gerçekte böyle bir şahsın varlığının tespit edilememesi halinde ise TCK'nın 206. maddesi uyarınca ''yalan beyan'' suçundan ve de sanık hakkında işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan dolayı zamanaşımı süresi içerisinde işlem yapılması olanaklı kabul edilmiştir.
Kollukça çizilen olay yeri krokisine göre sanığın, etrafı tel örgü ile çevrili şantiye sahasındaki işyerinin eklentisi niteliğindeki yerden hırsızlık eylemi nedeniyle TCK'nın 142/1-b maddesi yerine 141/1 maddesi ile uygulama yapılması, karşı temyiz bulunmadığından ve mükerrir sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesi tatbik edilirken birden fazla ilamın kararda gösterilerek tekerrüre esas alınması ise infaz aşamasında kazanılmış hak gözetilerek tereddüdün giderilebileceği anlaşıldığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 53/1-c bendinde belirtilen haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yalnızca, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'nun temyiz talebi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından TCK'nın 53. maddenin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılarak, yerine '' TCK'nın 53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3. maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına'' cümlesinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.