MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık, mala zarar verme, konut dokunulmazlığını ihlal
HÜKÜM: Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hüküm ile ilgili temyiz talebinin incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Mala zarar verme suçundan verilen 3 ay 10 günlük hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK'nın 51/3. maddesi gereği belirlenecek denetim süresinin 1 yıldan az olamayacağının gözetilmemesi,
2-Mahkum olduğu kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK'nın 53/4 maddesine aykırı olarak aynı maddenin 1. fıkrasının uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'nın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasında ''3 ay 10 gün deneme süresine tabi tutulmasına'' ibaresi ile ''TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına'' ilişkin bölümler çıkarılarak yerine ''1 yıl denetim süresine tabi tutulmasına'' ibaresi eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanık hakkında hırsızlığa teşebbüs ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan hükümler iile ilgili temyiz talebinin incelenmesine gelince;
Sanık hakkında hırsızlığa teşebbüs suçundan ceza verilirken kanun maddesinin TCK'nun 142/1-b maddesi yerine 142/2-b maddesi olarak yanlış yazılması, gerekçeli karar içeriğinden sanık hakkında hangi eylem nedeniyle ceza verildiğinin anlaşılması karşısında, mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Olay tarihinde adli sicil kaydı bulunmayan sanığın “tekrar suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanaat oluştuğu” belirtilerek hırsızlığa teşebbüs ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından hakkında verilen cezalarının ertelendiği, suça konu eşyaların kolluk tarafından iade edildiği ve olay nedeniyle müştekinin herhangi bir zararının bulunmadığının anlaşılması karşısında; sanık yararına olan CMK'nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken “müştekinin zararını karşılamamış olduğundan suç işleme eğilimi de gözönünde bulundurularak hakkında kurulan hükmün açıklanması geri bırakıldığı takdirde ileride bir daha suç işlemeyeceği hususunda mahkememize inandırıcı kanat gelmediğinden” biçimindeki erteleme gerekçesiyle çelişkili ve “zararın giderilmediği” biçimindeki yasal olmayan gerekçeler ile anılan madde hükmünün uygulanmaması,
2-Kabule göre de; Hırsızlığa teşebbüs suçundan verilen 11 ay 20 günlük hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK'nun 51/3. maddesi gereği belirlenecek denetim süresinin 1 yıldan az olamayacağının gözetilmemesi,
3-Hırsızlığa teşebbüs suçundan mahkum olduğu kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK'nın 53/4 maddesine aykırı olarak aynı maddenin 1. fıkrasının uygulanmasına karar verilmesi,
4-Konut dokunulmazlığının ihlali suçundan mahkum olduğu uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK'nın 53/3 maddesine aykırı olarak aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde öngörülen kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluğunun uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'nın temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye kısmen uygun kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, 23.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.